FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




9-et-TEVBE


Tevbe sûresi, 129 (yüzyirmidokuz) âyettir. 128 ve 129. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. 104. âyet tevbe ile ilgili oldugu için sûreye bu isim verilmistir. Sûrenin bundan baska birçok ismi olup en meshuru Berâe'dir. Bu sûrenin Enfâl sûresi'nin devami veya basli basina bir sûre olup olmadigi hakkinda ihtilâf oldugu için basinda Besmele yazilmamistir. Hicretin dokuzuncu yilinda Hz. Ebu Bekir, hac emîri olarak tayin edilmis ve müslümanlar hacca gönderilmisti. Bu sûre inince Resûlullah (s. a.) Allah'in emirlerini hacdaki insanlara teblig etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Hz. Ali hac kafilesine ulastiginda Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mi geldin, yoksa memur olarak mi?" diye sordu; Hz. Ali, sadece sûreyi Mekke'de hacilara teblig ile me'mûr oldugunu bildirdi. Hz. Ali bayramin birinci günü Akabe Cemresi yaninda ayaga kalkarak kendisinin Peygamber tarafindan gönderilmis bir elçi oldugunu bildirdi ve bir hutbe okudu, sonra da bu sûrenin basindan 30 veya 40 âyet okuyarak dedi ki: "Dört seyi teblige memurum: 1. Bu yildan sonra Kâbe'ye hiçbir müsrik yaklasmayacak, 2. Hiç kimse çiplak olarak Kâbe'yi ziyâret etmeyecek, 3. Müminden baskasi cennete girmeyecek, 4. Müsrik kabileler tarafindan bozulmamis antlasmalar, antlasma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak."

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla

1. Allah ve Resûlünden kendileriyle antlasma yapmis oldugunuz müsriklere bir ihtar! 

2. (Ey müsrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolasin. Iyi bilin ki siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve perisan) edecektir. 

3. Hacc-i ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü müsriklerden uzaktir. Eger tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayirlidir. Ve eger yüz çevirirseniz bilin ki, siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz. (Ey Muhammed)! o kâfirlere elem verici bir azabi müjdele! 

4. Ancak kendileriyle antlasma yaptiginiz müsriklerden (antlasma sartlarina uyan) hiçbir seyi size eksik birakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çikmayanlar (bu hükmün) disindadir. Onlarin antlasmalarini, süreleri bitinceye kadar tamamlayiniz. Allah (haksizliktan) sakinanlari sever. 

5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir. 

6. Ve eger müsriklerden biri senden aman dilerse, Allah'in kelâmini isitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacagi bir yere ulastir. Iste bu (müsamaha), onlarin, bilmeyen bir kavim olmalarindan dolayidir. 

7. Mescid-i Haram'in yaninda kendileriyle antlasma yaptiklarinizin disinda müsriklerin Allah ve Resûlü yaninda nasil (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karsi dürüst davrandiklari müddetçe siz de onlara dürüst davranin. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakinanlari sever. 

8. Nasil olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkinizda ne ahit, ne de antlasma gözetirlerdi. Onlar agizlariyla sizi razi ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) karsi çikiyor. Çünkü onlarin çogu yoldan çikmislardir. 

9. Allah'in âyetlerine karsilik az bir degeri (dünya malini ve nefsânî istekleri) satin aldilar da (insanlari) O'nun yolundan alikoydular. Gerçekten onlarin yapmakta olduklari seyler ne kötüdür! 

10. Bir mümin hakkinda ne ahit tanirlar ne de antlasma. Çünkü onlar saldirganlarin kendileridir. 

11. Fakat tevbe eder, namaz kilar ve zekât verirlerse, artik onlar dinde kardeslerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açikliyoruz. 

12. Eger antlasmalarindan sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize saldirirlarsa, küfrün önderlerine karsi savasin. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardir. (Onlara karsi savasirsaniz) umulur ki küfre son verirler. 

13. (Ey müminler!) verdikleri sözü bozan, Peygamber'i (yurdundan) çikarmaya kalkisan ve ilk önce size karsi savasa baslamis olan bir kavme karsi savasmayacak misiniz; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmaniza daha lâyiktir. 

14. Onlarla savasin ki, Allah sizin ellerinizle onlari cezalandirsin; onlari rezil etsin; sizi onlara galip kilsin ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsin. 

15. Ve onlarin (müminlerin) kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 

16. Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden baskasini kendilerine sirdas edinmeyenleri ortaya çikarmadan birakilacaginizi mi sandiniz? Allah yaptiklarinizdan haberdardir. 

17. Allah'a ortak kosanlar, kendilerinin kâfirligine bizzat kendileri sahitlik ederlerken, Allah'in mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onlarin bütün isleri bosa gitmistir. Ve onlar ateste ebedî kalacaklardir. 

18. Allah'in mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazi dosdogru kilan, zekâti veren ve Allah'tan baskasindan korkmayan kimseler imar eder. Iste dogru yola ermislerden olmalari umulanlar bunlardir. 

19. (Ey müsrikler!) Siz hacilara su vermeyi ve Mescid-i Haram'i onarmayi, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imani ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katinda esit degillerdir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez. 

20. Iman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler, rütbe bakimindan Allah katinda daha üstündürler. Kurtulusa erenler de iste onlardir. 

21. Rableri onlara, tarafindan bir rahmet ve hosnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler. 

22. Onlar orada ebedî kalacaklardir. Süphesiz ki Allah katinda büyük mükâfat vardir. 

23. Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir. 

24. De ki: Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, hisim akrabaniz kazandiginiz mallar, kesada ugramasindan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artik Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez. 

25. Andolsun ki Allah, birçok yerde (savas alanlarinda) ve Huneyn savasinda size yardim etmisti. Hani çoklugunuz size kendinizi begendirmis, fakat sizi hezimete ugramaktan kurtaramamisti. Yeryüzü bütün genisligine ragmen size dar gelmisti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüstünüz. 

26.Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediginiz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. Iste bu, o kâfirlerin cezasidir. 

27. Sonra Allah, bunun ardindan yine dilediginin tevbesini kabul eder. Zira Allah bagislayan, esirgeyendir. 

28. Ey iman edenler! Müsrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yillarindan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasinlar. Eger yoksulluktan korkarsaniz, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Süphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir. 

29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin. 

30. Yahudiler, Uzeyr Allah'in ogludur, dediler. Hiristiyanlar da, Mesîh (Isa) Allah'in ogludur dediler. Bu onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmus kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin! Nasil da (haktan bâtila) döndürülüyorlar! 

31. (Yahudiler) Allah'i birakip bilginlerini (hahamlarini); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oglu Mesîh'i (Isa'yi) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan baska tanri yoktur. O, bunlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir. 

32. Allah'in nûrunu agizlariyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoslanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. 

33. O (Allah), müsrikler hoslanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kilmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir. 

34. Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçogu insanlarin mallarini haksiz yollardan yerler ve (insanlari) Allah yolundan engellerler. Altin ve gümüsü yigip da onlari Allah yolunda harcamayanlar yok mu, iste onlara elem verici bir azabi müjdele! 

35. (Bu paralar) cehennem atesinde kizdirilip bunlarla onlarin alinlari, yanlari ve sirtlari daglanacagi gün (onlara denilir ki): "Iste bu kendiniz için biriktirdiginiz servettir. Artik yigmakta oldugunuz seylerin (azabini) tadin!" 

36. Gökleri ve yeri yarattigi günde Allah'in yazisina göre Allah katinda aylarin sayisi on iki olup, bunlardan dördü haram aylaridir. Iste bu dogru hesaptir. O aylar içinde (Allah'in koydugu yasagi çigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müsrikler nasil sizinle topyekün savasiyorlarsa siz de onlara karsi topyekün savasin ve bilin ki Allah (kötülükten) sakinanlarla beraberdir. 

37. (Haram aylari) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptirilir. Allah'in haram kildiginin sayisini bozmak ve O'nun haram kildigini helâl kilmak için (haram ayini) bir yil helâl sayarlar, biryil da haram sayarlar. (Böylece) onlarin kötü isleri kendilerine güzel gösterilmistir. Allah kâfirler toplulugunu hidayete erdirmez. 

38. Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savasa çikin!" denildigi zaman yere çakilip kaliyorsunuz? Dünya hayatini ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatinin faydasi ahiretin yaninda pek azdir. 

39. Eger (gerektiginde savasa) çikmazsaniz, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandirir ve yerinize sizden baska bir kavim getirir; siz (savasa çikmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her seye kadirdir. 

40. Eger siz ona (Resûlullah'a) yardim etmezseniz (bu önemli degil); ona Allah yardim etmistir: Hani, kâfirler onu, iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çikarmislardi; hani onlar magaradaydi; o, arkadasina. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet saglayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediginiz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanlarin sözünü alçaltti. Allah'in sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir. 

41. (Ey müminler!) Gerek hafif, gerek agir olarak savasa çikin, mallarinizla ve canlarinizla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizin için daha hayirlidir. 

42. Eger yakin bir dünya mali ve kolay bir yolculuk olsaydi (o münafiklar) mutlaka sana uyup pesinden gelirlerdi. Fakat mesakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çikardik" diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onlarin mutlaka yalanci olduklarini biliyor. 

43. Allah seni affetti. Fakat dogru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancilari bilinceye kadar onlara niçin izin verdin? 

44. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallariyla canlariyla savasmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir. 

45. Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri süpheye düsüp, kuskulari içinde bocalayanlar senden izin isterler. 

46. Eger onlar (savasa) çikmak isteselerdi elbette bunun için bir hazirlik yaparlardi. Fakat Allah onlarin davranislarini çirkin gördü ve onlari geri koydu; onlara "Oturanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun!" denildi. 

47. Eger içinizde (onlar da savasa) çiksalardi, size bozgunculuktan baska bir katkilari olmazdi ve mutlaka fitne çikarmak isteyerek aranizda kosarlardi. Içinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardir. Allah zalimleri gayet iyi bilir. 

48. Andolsun onlar önceden de fitne çikarmak istemisler ve sana nice isler çevirmislerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'in emri yerini buldu. 

49. Onlardan öylesi de var ki: "Bana izin ver, beni fitneye düsürme" der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düsmüslerdir. Cehennem, kâfirleri mutlaka kusatacaktir. 

50. Eger sana bir iyilik erisirse, bu onlari üzer. Ve eger basina bir musibet gelirse, "Iyi ki biz daha önce tedbirimizi almisiz" derler ve böbürlenerek dönüp giderler. 

51. De ki: Allah'in bizim için yazdigindan baskasi bize asla erismez. O bizim mevlâmizdir. Onun için müminler yalniz Allah'a dayanip güvensinler. 

52. De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'in, ya kendi katindan veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; süphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz. 

53. De ki: Ister gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktir. Çünkü siz yoldan çikan bir topluluk oldunuz. 

54. Onlarin harcamalarinin kabul edilmesini engelleyen, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üsenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarindan baska bir sey degildir. 

55. (Ey Muhammed!) Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatinda onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin çikmasini istiyor. 

56. (0 münafiklar) mutlaka sizden olduklarina dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden degillerdir, fakat onlar (kiliçlarinizdan) korkan bir toplumdur. 

57. Eger siginacak bir yer yahut (barinabilecek) magaralar veya (sokulabilecek) bir delik bulsalardi, kosarak o tarafa yönelip giderlerdi. 

58. Onlardan sadakalarin (taksimi) hususunda seni ayiplayanlar da vardir. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razi olurlar, sayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kizarlar. 

59. Eger onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdigine razi olup, "Allah bize yeter, yakinda bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalniz Allah'a ragbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu). 

60. Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düskünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (Islâm'a) isindirilacak olanlara, (hürriyetlerini satin almaya çalisan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalisip cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir. 

61. (Yine o münafiklardan:) O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktir, diyerek peygamberi incitenler de vardir. De ki: O, sizin için bir hayir kulagidir. Çünkü o Allah'a inanir, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'in Resûlüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardir. 

62. Rizanizi almak için size (gelip) Allah'a and içerler. Eger mümin iseler Allah ve Resûlünü razi etmeleri daha dogrudur. 

63. (Hâla) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resûlüne karsi koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacagi cehennem atesi vardir. Iste bu büyük rüsvayliktir. 

64. Münafiklar, kalplerinde olani kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiginiz seyi ortaya çikaracaktir. 

65. Eger onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmis sakalasiyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz? 

66. (Bosuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bagislasak bile, bir guruba da suçlu olduklarindan dolayi azap edecegiz. 

67. Münafik erkekler ve münafik kadinlar (sizden degil), birbirlerindendir. Onlar kötülügü emreder, iyilikten alikor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'i unuttular. Allah da onlari unuttu! Çünkü münafiklar fâsiklarin kendileridir. 

68. Allah erkek münafiklara da kadin münafiklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacaklari cehennem atesini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmistir! Onlar için devamli bir azap vardir. 

69. (Ey münafiklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptiniz). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya malindan) paylarina düsenden faydalandilar. Iste sizden öncekiler nasil paylarina düsenden faydalandiysalar, siz de payiniza düsenden faydalandiniz ve (bâtila) dalanlar gibi siz de daldiniz. Iste onlarin amelleri dünyada da ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir. 

70. Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkinin ve altüst olan sehirlerin haberi ulasmadi mi? Peygamberi onlara apaçik mucizeler getirmisti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler. 

71. Mümin erkeklerle mümin kadinlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiligi emreder, kötülükten alikorlar, namazi dosdogru kilarlar, zekâti verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. Iste onlara Allah rahmet edecektir. Süphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir. 

72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadinlara, içinde ebedî kalmak üzere altindan irmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'in rizasi ise hepsinden büyüktür. Iste büyük kurtulus da budur. 

73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et, onlara karsi sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü bir varis yeridir! 

74. (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Basaramadiklari bir seye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sirf Allah ve Resûlü kendi lütuflarindan onlari zenginlestirdigi için öç almaya kalkistilar. Eger tevbe ederlerse onlar için daha hayirli olur. Yüz çevirirlerse Allah onlari dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptiracaktir. Yeryüzünde onlarin ne dostu ne de yardimcisi vardir. 

75. Onlardan kimi de, Eger Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka verecegiz ve elbette biz sâlihlerden olacagiz! diye Allah'a and içti. 

76. Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'in emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler. 

77. Nihayet, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayi Allah, kendisiyle karsilasacaklari güne kadar onlarin kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu. 

78. (Münafiklar), Allah'in, onlarin sirrini da fisiltilarini da bildigini ve gayblari (gizli seyleri) çok iyi bilen oldugunu hâla anlamadilar mi? 

79. Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiginden baskasini bulamayanlari çekistirip onlarla alay edenler var ya, Allah iste onlari maskaraya çevirmistir. Ve onlar için elem verici azap vardir. 

80. (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmis kez af dilesen de Allah onlari asla affetmeyecek. Bu, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez. 

81. Allah'in Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çikmayip) oturmalari ile sevindiler; mallariyla, canlariyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sicakta sefere çikmayin" dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sicaktir!" Keske anlasalardi! 

82. Artik kazanmakta olduklarinin cezasi olarak az gülsünler, çok aglasinlar! 

83. Eger Allah seni onlardan bir gurubun yanina döndürür de (Tebük seferinden Medine'ye döner de baska bir savasa seninle beraber) çikmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çikmayacaksiniz ve düsmana karsi benimle beraber asla savasmayacaksiniz! Çünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razi oldunuz. Simdi de geri kalanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun! 

84. Onlardan ölmüs olan hiçbirine asla namaz kilma; onun kabri basinda da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâsik olarak öldüler. 

85. Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah, bunlarla ancak dünyada onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin güçlükle çikmasini istiyor. 

86. "Allah'a inanin, Resûlü ile beraber cihad edin" diye bir sûre indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi birak (evlerinde) oturanlarla beraber olalim, dediler. 

87. Geride kalan kadinlarla beraber olmaya razi oldular, onlarin kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar. 

88. Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallariyla, canlariyla cihad ettiler. Iste bütün hayirlar onlarindir ve onlar kurtulusa erenlerin kendileridir. 

89. Allah, onlara içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste büyük kazanç budur. 

90. Bedevîlerden, (mazeretleri oldugunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldilar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erisecektir. 

91. Allah ve Resûlü için (insanlara) ögüt verdikleri takdirde, zayiflara, hastalara ve (savasta) harcayacak bir sey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bagislayan ve çok esirgeyendir. 

92. Kendilerine binek saglaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamiyorum, deyince, harcayacak bir sey bulamadiklarindan dolayi üzüntüden gözleri yas dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur). 

93. Sorumluluk ancak, zengin olduklari halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadinlarla beraber olmaya râzi oldular. Allah da onlarin kalplerini mühürledi, artik onlar (neyin dogru oldugunu) bilmezler. 

94. (Seferden) onlara döndügünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Bosuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayiz; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmistir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resûlü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarinizi size haber verecektir. 

95. Onlarin yanina döndügünüz zaman size, kendilerinden (onlari cezalandirmaktan) vazgeçmeniz için Allah adina and içecekler. Artik onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardir. Kazanmakta olduklarina (kötü islerine) karsilik ceza olarak varacaklari yer cehennemdir. 

96. Onlardan razi olasiniz diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razi olsaniz bile Allah fâsiklar toplulugundan asla razi olmaz. 

97. Bedevîler, kâfirlik ve münafiklik bakimindan hem daha beter, hem de Allah'in Resûlüne indirdigi kanunlari tanimamaya daha yatkindir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir. 

98. Bedevîlerden öylesi vardir ki (Allah yolunda) harcayacagini angarya sayar ve sizin basiniza belâlar gelmesini bekler. (Bekledikleri) o kötü belâ kendi baslarina gelmistir. Allah pek iyi isiten, çok iyi bilendir. 

99. Bedevîlerden öylesi de vardir ki, Allah'a ve ahiret gününe inanir, (hayir için) harcayacagini Allah katinda yakinliga ve Peygamber'in dualarini almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadiklari mal, Allah katinda) onlar için bir yakinliktir. Allah onlari rahmetine (cennetine) koyacaktir. Süphesiz Allah bagislayan, esirgeyendir. 

100. (Islâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, iste Allah onlardan razi olmustur, onlar da Allah'tan razi olmuslardir. Allah onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste bu büyük kurtulustur. 

101. Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkindan birtakim münafiklar vardir ki, münafiklikta maharet kazanmislardir. Sen onlari bilmezsin, biz biliriz onlari. Onlara iki kez azap edecegiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir. 

102. Digerleri ise günahlarini itiraf ettiler, iyi bir ameli diger kötü bir amelle karistirdilar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onlarin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

103. Onlarin mallarindan sadaka al; bununla onlari (günahlardan) temizlersin, onlari aritip yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onlari yatistirir). Allah isitendir, bilendir. 

104. Allah'in, kullarinin tevbesini kabul edecegini, sadakalari geri çevirmeyecegini ve Allah'in tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâla bilmezler mi? 

105. De ki: (Yapacaginizi) yapin! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarinizi haber verecektir. 

106. (Sefere katilmayanlardan) diger bir gurup da Allah'in emrine birakilmislardir. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir. 

107. (Münafiklar arasinda) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakki) inkâr etmek, müminlerin arasina ayrilik sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karsi savasmis olan adami beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten baska birsey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardir. Halbuki Allah onlarin kesinlikle yalanci olduklarina sahitlik eder. 

108. Onun içinde asla namaz kilma! Ilk günden takvâ üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz kilman elbette daha dogrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardir. Allah da çok temizlenenleri sever. 

109. Binasini Allah korkusu ve rizasi üzerine kuran kimse mi daha hayirlidir, yoksa yapisini yikilacak bir yarin kenarina kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem atesine giden kimse mi? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 

110. Yaptiklari bina, (ölüp de) kalpleri parçalanincaya kadar yüreklerine devamli olarak bir kusku (sebebi) olacaktir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir. 

111. Allah müminlerden, mallarini ve canlarini, kendilerine (verilecek) cennet karsiliginda satin almistir. Çünkü onlar Allah yolunda savasirlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, Incil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardir! O halde O'nunla yapmis oldugunuz bu alis verisinizden dolayi sevinin. Iste bu, (gerçekten) büyük kazançtir. 

112. (Bu alis verisi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiligi emredip kötülükten alikoyanlar ve Allah'in sinirlarini koruyanlardir. O müminleri müjdele! 

113. (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli olduklari onlara açikça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak kosanlar için af dilemek ne peygambere yarasir ne de inananlara. 

114. Ibrahim'in babasi için af dilemesi, sadece ona verdigi sözden dolayi idi. Ne var ki, onun Allah'in düsmani oldugu kendisine belli olunca, ondan uzaklasti. Süphesiz ki Ibrahim çok yumusak huylu ve pek sabirli idi. 

115. Allah bir toplulugu dogru yola ilettikten sonra, sakinacaklari seyleri kendilerine açiklayincaya kadar onlari saptiracak degildir. Allah her seyi çok iyi bilendir. 

116. Göklerin ve yerin mülkü yalniz Allah'indir. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardimci vardir. 

117. Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri egrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamaninda ona uyan muhacirlerle ensari affetti. Sonra da onlarin tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karsi çok sefkatli, pek merhametlidir. 

118. Ve (seferden) geri birakilan üç kisinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanlari kendilerini siktikça sikmisti. Nihayet Allah'tan (O'nun azabindan) yine Allah'a siginmaktan baska çare olmadigini anlamislardi. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onlarin tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir. 

119. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogrularla beraber olun. 

120. Medine halkina ve onlarin çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'in Resûlünden geri kalmalari ve onun canindan önce kendi canlarini düsünmeleri yakismaz. Iste onlarin Allah yolunda bir susuzluga, bir yorgunluga ve bir açliga dûçar olmalari, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmalari ve düsmana karsi bir basari kazanmalari, ancak bunlarin karsiliginda kendilerine salih bir amel yazilmasi içindir. Çünkü Allah iyilik yapanlarin mükâfatini zayi etmez. 

121. Allah onlari, yapmakta olduklarinin en güzeli ile mükâfatlandirmak için küçük büyük yaptiklari her masraf, geçtikleri her vâdi mutlaka onlarin lehine yazilir. 

122. Müminlerin hepsinin toptan sefere çikmalari dogru degildir. Onlarin her kesiminde bir gurup dinde (dinî ilimlerde) genis bilgi elde etmek ve kavimleri (savastan) döndüklerinde onlari ikaz etmek için geride kalmalidir. Umulur ki sakinirlar. 

123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakininizda olanlara karsi savasin ve onlar (savas aninda) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakinanlarla beraberdir. 

124. Herhangi bir sûre indirildigi zaman onlardan bir kismi der ki: "Bu sizin hanginizin imanini artirdi?" Iman edenlere gelince (bu sûre) onlarin imanlarini artirir ve onlar sevinirler. 

125. Kalplerinde hastalik (kâfirlik ve münafiklik) olanlara gelince, onlarin da inkârlarini büsbütün artirir ve onlar artik kâfir olarak ölürler. 

126. Onlar, her yil bir veya iki kez (çesitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mi? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret aliyorlar. 

127. Bir sûre indirildigi zaman, (göz kirpip alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sivisip) giderler. Anlamayan bir kavim olduklari için Allah onlarin kalplerini (imandan) çevirmistir. 

128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir. 

128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir. 

129. (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan baska ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanirim. O yüce Ars'in sahibidir.

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Davranış Bozukluğu NedirGünümüz hızlı tüketim dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir sorundur. Çocukların öfke kontrolü yapamaması veya kendisiyle çatışma haline girme durumunda ortaya çıkan davranışlardır. Davranış bozukluğu olan çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çeker.


Otoriteye itaat etmek onlar için neredeyse imkansızdır. Kendi dünyalarında sürekli bir iç çatışma halinde olduklarından öfkelerini bastırmakta güçlük yaşarlar. Bu öfkeli durum dış dünyalarına genelde saldırganlık olarak yansır. 
Ailelerine ve çevrelerine karşı sesleri hep yüksektir. Vurma, kırma ve hatta çalma eylemleri içine girerler. Bu tip çocuklar iletişime kapalıdırlar. Karşı bir otoritenin kendileriyle iletişime geçmesini istemezler. Bu onları daha da öfkelendirir. 
Sosyal hayata uyum zorluğu yaşayan bu çocuklar bulundukları ortamlarda hemen fark edilir. Sürekli mutsuz ve depresif bir görünüm sergileyerek etraflarına negatif bir enerji saçarlar.
Davranış Bozukluğu Kimlerde GörülürSon zamanlarda yapılan ar…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah Zühdi Efendi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH ZÜHDİ EFENDİ Osmanlıların son devrinde yetişen meşhur hattatlardan. İsmi, Abdullah Zühdi’dir. Babası, 1835 (H. 1251) senesinde Şam’dan Kütahya’ya gelen Temim-i Dari sülalesinden Nabluslu Abdülkadir Efendidir.


  Bu sebeple yazılarının altına;" Abdullah Zühdi min Sülaleti Temim-i Dari" yazardı. Şam’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1878 (H. 1296) tarihinde Mısır’da vefat etti. Kurafe Kabristanında İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyh) kabri civarına defnedildi.
 Abdullah Zühdi Efendi, Kütahya’dan İstanbul’a geldikten sonra önce Eyyub Türbedarı Reşid Efendiden, sonra zamanının büyük hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendiden sülüs ve nesih öğrendi. Nuruosmaniye Mektebine ve Mühendishane-i Berr-i Hümayuna yazı muallimi tayin edildi. 
Sultan Abdülmecid Han zamanında Hicaz’da yeniden tamir edilen Harem-i şerifin kitabelerini yazmak için 1858 tarihinde hattatlar arasında açılan müsabakada, kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid Han yazıları gözden geçirirken Abdullah Zü…

Abdullah Cevdet-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH CEVDET-İCTİHAT DERGİSİOsmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamış siyaset adamı ve yazar. Jön Türkler hareketlerini başlatanlardan ve İttihad ve Terakki Cemiyetinin kurucularından. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Katibi Ömer Vasfi Efendi olup, 9 Eylül 1869'da Arapkir'de doğdu. 1932'de İstanbul'da öldü.


  İlk tahsilini Arapkir'de ve Hozat'ta yaptıktan sonra Mamüretü'l-Aziz (Elazığ) Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisinden de mezun olduktan sonra Mekteb-i Tıbbiyeye girdi. Biyolojik materyalist fikirlerin tesirinde kaldı. 
Dinin insan üzerindeki fonksiyonlarını inkar eden ve her şeyi madde ile açıklamaya çalışan materyalist görüşlere yer veren bazı eserler yazdı. Talebeyken 1889'da tıbbiyeli arkadaşları ile sonradan İttihad ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan İttihad-ı Osmani adlı gizli cemiyeti kurdu. 
Siyasi faaliyetleri sebebiyle birçok defa tutuklandı. 1894'te Mekteb-i Tıbbiyeden mezun oldu. Haydarpaşa Hastahanesinde va…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?