FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




5-el-MÂIDE

5-el-MÂIDE Suresinin Acıklaması

Üçüncü âyetin disinda sûrenin bütünü Medine'de, hicrî altinci yilda nâzil olmustur. 120 (yüzyirmi) âyettir. Buhârî ve Müslim'de, Hz. Ömer'den rivayet edildigine göre "Bugün size dininizi ikmal ettim..." ifadesinin yer aldigi âyet Mekke'de, vedâ haccinda, cuma günü, Arafe aksami nâzil olmustur. "Mâide" sofra demektir. 112 ve 114. âyetlerde, Hz. Isa zamaninda, gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildigi için sûreye bu isim verilmistir. Bundan önceki sûrede dinî zümreler içinden münafiklar agirlikla söz konusu edilmisti. Bu sûrede ise yine münafiklardan bahsedilmekle beraber agirlik ehl-i kitapta ve özellikle hristiyanlardadir. Bunun disinda sûrede hac farizasi, abdest, gusül, teyemmüm ile ilgili bazi bilgiler, içki ve kumar yasagi, ahitlere ve söze baglilik, içtimaî ve ahlâkî münasebetler, haram ve helâl yiyecekler gibi bilgi ve hükümlere temas edilmistir.

5-el-MÂIDE Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

maide suresi1. Ey iman edenler! Akitleri(n geregini) yerine getiriniz. Ihramli iken avlanmayi helal saymamak üzere (asagida) size okunacaklar disinda kalan hayvanlar, sizin için helâl kilindi. Allah diledigine hükmeder.

2. Ey iman edenler! Allah'in (koydugu, dinî) isaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmis) kurbana, (ondaki) gerdanliklara, Rablerinin lütuf ve rizasini arayarak Beyt-i Haram'a yönelmis kimselere (tecavüz ve) saygisizlik etmeyin. Ihramdan çikinca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karsi beslediginiz kin sizi tecavüze sevketmesin! Iyilik ve (Allah'in yasaklarindan) sakinma üzerinde yardimlasin, günah ve düsmanlik üzerine yardimlasmayin. Allah'tan korkun; çünkü Allah'in cezasi çetindir.

3. Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskasi adina bogazlanan, bogulmus, (tas, agaç vb. ile) vurulup öldürülmüs, yukaridan yuvarlanip ölmüs, boynuzlanip ölmüs (hayvanlar ile) canavarlarin yedigi hayvanlar -ölmeden yetisip kestikleriniz müstesna- dikili taslar (putlar) üzerine bogazlanmis hayvanlar ve fal oklariyle kismet aramaniz size haram kilindi. Bunlar yoldan çikmaktir. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmislerdir. Artik onlardan korkmayin, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladim ve sizin için din olarak Islâm'i begendim. Kim, gönülden günaha yönelmis olmamak üzere açlik halinde dara düserse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

4. Kendileri için nelerin helâl kilindigini sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz seyler size helâl kilinmistir. Allah'in size ögrettiginden ögretip avci hale getirdiginiz hayvanlarin sizin için yakaladiklarindan da yeyin ve üzerine Allah'in adini anin (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'in hesabi pek çabuktur.

5. Bugün size temiz ve iyi seyler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hiristiyan vb. nin) yiyecegi size helâldir, sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Mümin kadinlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar da, mehirlerini vermeniz sartiyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (Islâmî hükümlere) inanmayi kabul etmezse onun ameli bosa gitmistir. O, ahirette de ziyana ugrayanlardandir.

6. Ey iman edenler! Namaz kilmaya kalktiginiz zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, baslarinizi meshedip, topuklara kadar ayaklarinizi yikayin. Eger cünüp oldunuz ise, boy abdesti alin. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursaniz, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadinlara dokunmussaniz (cinsî birlesme yapmissaniz) ve bu hallerde su bulamamissaniz temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çikarmak istemez; fakat sizi tertemiz kilmak ve size (ihsan ettigi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki sükredersiniz.

7. Allah'in size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediginiz zaman sizi bununla bagladigi (O'na verdiginiz) sözü hatirlayin ve Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.

8. Ey iman edenler! Allah için hakki ayakta tutan, adaletle sahitlik eden kimseler olun. Bir topluluga duydugunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakisan (bir davranis) tir. Allah'a isyandan sakinin. Allah yaptiklarinizi hakkiyle bilmektedir.

9. Allah, iman eden ve iyi seyler yapanlara söz vermistir; onlara bagislama ve büyük mükâfat vardir.

10. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.

11. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini unutmayin; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmisti de Allah, onlarin ellerini sizden çekmisti. Allah'tan korkun ve müminler yalnizca Allah'a güvensinler.

12. Andolsun ki Allah, Israilogullarindan söz almisti. (Kefil olarak) içlerinden on iki de baskan göndermistik. Allah onlara söyle demisti: Ben sizinle beraberim. Eger namazi dosdogru kilar, zekâti verir, peygamberlerime inanir, onlari desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyaci olanlara Allah rizasi için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarinizi örterim ve sizi, zemininden irmaklar akan cennetlere sokarim. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa dogru yoldan sapmis olur.

13. Sözlerini bozmalari sebebiyle onlari lânetledik ve kalplerini katilastirdik. Onlar kelimelerin yerlerini degistirirler (kitaplarini tahrif ederler). Kendilerine ögretilen ahkâmin (Tevrat'in) önemli bir bölümünü de unuttular. Içlerinden pek azi hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onlari affet ve aldiris etme. Süphesiz Allah iyilik edenleri sever.

14. "Biz hiristiyanlariz" diyenlerden de kesin sözlerini almistik ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen ögütlerin veya Kitab'in) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kiyamete kadar aralarina düsmanlik ve kin saldik. Yakinda Allah onlara yaptiklarini haber verecektir.

15. Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte oldugunuz birçok seyi açiklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçik bir kitap geldi.

16. Rizasini arayani Allah onunla kurtulus yollarina götürür ve onlari iradesiyle karanliklardan aydinliga çikarir, dosdogru bir yola iletir.

17. "Süphesiz Allah, Meryem oglu Mesîh'dir" diyenler andolsun ki kâfir olmuslardir. De ki: Öyleyse Allah, Meryem oglu Mesîh'i, anasini ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir sey yapabilecektir (O'na kim bir seyle engel olabilecektir)! Göklerde, yerde ve ikisi arasinda ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O diledigini yaratir ve Allah her seye tam manasiyle kadirdir.

18. Yahudiler ve hiristiyanlar "Biz Allah'in ogullari ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarinizdan dolayi size niçin azap ediyor? Dogrusu siz de O'nun yarattigi insanlardansiniz. O, diledigini bagislar ve diledigine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasinda ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüs de ancak O'nadir.

19. Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arasi kesildigi bir sirada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açikliyor ki (kiyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarici gelmedi" demiyesiniz. Iste size müjdeleyici ve uyarici gelmistir. Allah her seye hakkiyle kadirdir.

20. Bir zamanlar Musa, kavmine söyle demisti: Ey kavmim! Allah'in size (lütfettigi) nimetini hatirlayin; zira O, içinizden peygamberler çikardi ve sizi hükümdarlar kildi. Alemlerde hiçbir kimseye vermedigini size verdi.

21. Ey kavmim ! Allah'in size (vatan olarak) yazdigi mukaddes topraga girin ve arkaniza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüs olursunuz.

22. Onlar su cevabi verdiler: Yâ Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan çikmadikça biz oraya asla girmeyecegiz. Eger oradan çikarlarsa biz de hemen gireriz.

23. Korkanlarin içinden Allah'in kendilerine lütufda bulundugu iki kisi söyle dedi: Onlarin üzerine kapidan girin; oraya bir girdiniz mi artik siz zaferi kazanmissinizdir. Eger müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.

24. "Ey Musa! Onlar orada bulunduklari müddetçe biz oraya asla girmeyiz; su halde, sen ve Rabbin gidin savasin; biz burada oturacagiz" dediler.

25. Musa: "Rabbim! Ben kendimden ve kardesimden baskasina hakim olamiyorum; bizimle, bu yoldan çikmis toplumun arasini ayir" dedi.

26. Allah, "Öyleyse orasi (arz-i mukaddes) onlara kirk yil yasaklanmistir; (bu müddet içinde) yeryüzünde saskin saskin dolasacaklar. Artik sen, yoldan çikmis toplum için üzülme" dedi.

27. Onlara, Adem'in iki oglunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmislerdi de birisinden kabul edilmis, digerinden ise kabul edilmemisti. (Kurbani kabul edilmeyen kardes, kiskançlik yüzünden), "Andolsun seni öldürecegim" dedi. Digeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi (ve ekledi:)

28. "Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak degilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarim."

29. "Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahimi hem de kendi günahini yüklenip atese atilacaklardan olasin; zalimlerin cezasi iste budur."

30. Nihayet nefsi onu, kardesini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.

31. Derken Allah, kardesinin cesedini nasil gömecegini ona göstermek için yeri eseleyen bir karga gönderdi. (Katil kardes) "Yaziklar olsun bana! Su karga kadar da olamadim mi ki, kardesimin cesedini gömeyim" dedi ve ettigine yananlardan oldu.

32. Iste bu yüzdendir ki Israilogullari'na söyle yazmistik: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çikarmaya karsilik olmaksizin (haksiz yere) bir cana kiyarsa bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Her kim bir cani kurtarirsa bütün insanlari kurtarmis gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçik deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çogu yine yeryüzünde asiri gitmektedirler.

33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.

34. Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden önce tevbe edenler müstesna; biliniz ki Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklasmaya yol arayin ve yolunda cihad edin ki kurtulusa eresiniz.

36. Süphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her sey ve bunun yaninda da bir o kadari kendilerinin olsa da kiyamet gününün azabindan kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için aci bir azap vardir.

37. Atesten çikmak isterler, fakat onlar oradan çikacak degillerdir. Onlar için devamli bir azap vardir.

38. Hirsizlik eden erkek ve kadinin, yaptiklarina karsilik bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

39. Kim (bu) haksiz davranisindan sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse süphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

40. Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; diledigine azap eder ve diledigini bagislar. Allah her seye hakkiyle kadirdir.

41. Ey Resûl! Kalpleri iman etmedigi halde agizlariyle "inandik" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde kosusanlar(in hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazi) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydirip degistirirler. "Eger size su verilirse hemen alin, o verilmezse sakinin!" derler. Allah bir kimseyi saskinliga (fitneye) düsürmek isterse, sen Allah'a karsi, onun lehine hiçbir sey yapamazsin. Onlar, Allah'in kalplerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardir ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardir.

42. Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarinda hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eger onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eger hüküm verirsen, aralarinda adaletle hükmet. Allah âdil olanlari sever.

43. Içinde Allah'in hükmü bulunan Tevrat yanlarinda oldugu halde nasil seni hakem kiliyorlar da sonra, bunun arkasindan yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmis kimseler degildir.

44. Biz, içinde dogruya rehberlik ve nur oldugu halde Tevrat'i indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermis peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'in Kitab'ini korumalari kendilerinden istendigi için Rablerine teslim olmus zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduguna) sahitlerdi. Su halde (Ey yahudiler ve hakimler!) Insanlardan korkmayin, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karsiliginda satmayin. Kim Allah'in indirdigi (hükümler) ile hükmetmezse iste onlar kâfirlerin ta kendileridir.

45. Tevrat'ta onlara söyle yazdik: Cana can, göze göz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis (karsilik ve cezadir). Yaralar da kisastir (Her yaralama misli ile cezalandirilir). Kim bunu (kisasi) bagislarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar zalimlerdir.

46. Kendinden önce gelen Tevrat'i dogrulayici olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oglu Isa'yi arkalarindan gönderdik. Ve ona, içinde dogruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrat'i tasdik etmek, sakinanlara bir hidayet ve ögüt olmak üzere Incil'i verdik.

47. Incil'e inananlar, Allah'in onda indirdigi (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar fâsiklardir.

48. Sana da, daha önceki kitabi dogrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'i (Kur'an'i) gönderdik. Artik aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet; sana gelen gerçegi birakip da onlarin arzularina uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir serîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardi; fakat size verdiginde (yol ve serîatlerde) sizi denemek için (böyle yapti). Öyleyse iyi islerde birbirinizle yarisin. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik size, üzerinde ayriliga düstügünüz seyleri(n gerçek tarafini) O haber verecektir.

49. (Sana su talîmati verdik): Aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet ve onlarin arzularina uyma. Allah'in sana indirdigi hükümlerin bir kismindan seni saptirmamalarina dikkat et. Eger (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarinin bir kismini onlarin basina belâ etmek ister. Insanlarin birçogu da zaten yoldan çikmislardir.

50. Yoksa onlar (Islâm öncesi) cahiliye idaresini mi ariyorlar? Iyi anlayan bir topluma göre, hükümranligi Allah'tan daha güzel kim vardir?

51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir. Süphesiz Allah, zalimler topluluguna yol göstermez.

52. Kalblerinde hastalik bulunanlarin: "Basimiza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlarin arasina kosustuklarini görürsün. Umulur ki Allah bir fetih, yahut katindan bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri seyden dolayi pisman olacaklardir.

53. (O zaman) iman edenler: "Bunlar midir sizinle beraber olduklarina bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir de kaybedenlerden olmuslardir.

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdigi ve kendisini seven müminlere karsi alçak gönüllü (sefkatli), kâfirlere karsi onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kinayanin kinamasindan korkmazlar (hiçbir kimsenin kinamasina aldirmazlar). Bu, Allah'in, diledigine verdigi lütfudur. Allah'in lütfu ve ilmi genistir.

55. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tir, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'in emirlerine boyun egerek namazi kilar, zekâti verirler.

56. Kim Allah'i, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'in tarafini tutanlardir.

57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eger müminler iseniz.

58. Namaza çagirdiginiz zaman onu alay ve eglence konusu yaparlar. Bu davranis, onlarin düsünemeyen bir toplum olmalarindandir.

59. (Onlara) söyle de: Ey kitap ehli! Yalnizca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandigimiz için mi bizden hoslanmiyorsunuz? Oysa çogunuz yoldan çikmis kimselersiniz.

60. De ki: Allah katinda yeri bundan daha kötü olani size haber vereyim mi? Allah'in lânetledigi ve gazap ettigi, aralarindan maymunlar, domuzlar ve tâguta tapanlar çikardigi kimseler. Iste bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve dogru yoldan daha ziyade sapmis bulunanlardir.

61. Yaniniza inkârla girip yine inkârla çiktiklari halde size geldiklerinde "inandik" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

62. Onlardan birçogunun günah, düsmanlik ve haram yemede yaristiklarini görürsün. Yaptiklari ne kadar kötüdür!

63. Din adamlari ve âlimleri onlari, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! Isledikleri (fiiller) ne kötüdür!

64. Yahudiler, Allah'in eli baglidir (sikdir), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri baglanasi ve lânet olasilar! Bilâkis, Allah'in elleri açiktir, diledigi gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çogunun azginligini ve küfrünü arttirir. Aralarina, kiyamete kadar (sürecek) düsmanlik ve kin soktuk. Ne zaman savas için bir ates yakmislarsa (fitneyi uyandirmislarsa) Allah onu söndürmüstür. Onlar yeryüzünde bozgunculuga kosarlar; Allah ise bozgunculari sevmez.

65. Eger ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakinsalardi, herhalde (geçmis) kötülüklerini örter ve onlari nimeti bol cennetlere sokardik.

66. Eger onlar Tevrat'i, Incil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'i) dogru dürüst uygulasalardi, süphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarinin altindan yerlerdi (yeralti ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yasarlardi). - Onlardan asiriliga kaçmayan (iktisatli, mutedil) bir zümre vardir; fakat çogunun yaptiklari ne kötüdür!

67. Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan O'nun elçiligini yapmamis olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktir. Dogrusu Allah, kâfirler topluluguna rehberlik etmez.

68. "Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'i, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkiyle uygulamadikça, (dogru) bir sey (yol) üzerinde degilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çogunun küfür ve azginligini elbette artiracaktir. Kâfirler topluluguna üzülme.

69. Iman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hiristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanip iyi amel isleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de degillerdir.

70. Andolsun ki Israilogullarinin saglam sözünü aldik ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmedigini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kismini yalanladilar, bir kismini da öldürdüler.

71. Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sagir kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çogu yine kör ve sagir oldu. Allah onlarin yaptiklarini görmektedir.

72. Andolsun ki "Allah, kesinlikle Meryem oglu Mesîh'tir" diyenler kâfir olmuslardir. Halbuki Mesîh "Ey Israilogullari! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kilar; artik onun yeri atestir ve zalimler için yardimcilar yoktur" demisti.

73. Andolsun "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kâfir olmuslardir. Halbuki bir tek Allah'dan baska hiçbir tanri yoktur. Eger diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara aci bir azap isabet edecektir.

74. Hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bagislanmayi dilemiyecekler mi? Allah çok yarligayici, çok esirgeyicidir.

75. Meryem oglu Mesîh ancak bir resûldür. Ondan önce de (birçok) resûller gelip geçmistir. Anasi da çok dogru bir kadindir. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasil açikliyoruz, sonra bak nasil (haktan) yüz çeviriyorlar.

76. De ki: Allah'i birakip da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen seylere mi tapiyorsunuz? Hakkiyla isiten ve bilen yalniz Allah'tir.

77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksiz yere haddi asmayin. Daha önceden sapan, birçoklarini saptiran ve yolun dogrusundan uzaklasan bir topluma uymayin.

78. Israilogullarindan kâfir olanlar, Davud ve Meryem oglu Isa diliyle lânetlenmislerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve siniri asmalaridir.

79. Onlar, isledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalismazlardi. Andolsun yaptiklari ne kötüdür!

80. Onlardan çogunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatlari için) önceden hazirladigi sey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmistir ve onlar azap içinde devamli kalicidirlar!

81. Eger onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmis olsalardi onlari (müsrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onlarin çogu yoldan çikmislardir.

82. Insanlar içerisinde iman edenlere düsmanlik bakimindan en siddetli olarak yahudiler ile, sirk kosanlari bulacaksin. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakimindan en yakin olarak da "Biz hiristiyanlariz" diyenleri bulacaksin. Çünkü onlarin içinde kesisler ve râhipler vardir ve onlar büyüklük taslamazlar.

83. Resûle indirileni duyduklari zaman, tanis çiktiklari gerçekten dolayi gözlerinden yaslar bosandigini görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! Iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz."

84. "Rabbimizin bizi iyiler arasina katmasini umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçege iman etmeyelim?"

85. Söyledikleri (bu) sözden dolayi Allah onlara, içinde devamli kalmak üzere, zemininden irmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. Iyi hareket edenlerin mükâfati iste budur.

86. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince iste onlar cehennemliklerdir.

87. Ey iman edenler! Allah'in size helâl kildigi iyi ve temiz seyleri (siz kendinize) haram kilmayin ve siniri asmayin. Allah siniri asanlari sevmez.

88. Allah'in size helâl ve temiz olarak verdigi riziklardan yeyin ve kendisine iman etmis oldugunuz Allah'tan korkun.

89. Allah, kasitsiz olarak agzinizdan çikiveren yeminlerinizden dolayi sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptiginiz yeminlerden dolayi sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiginiz yemegin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlari giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunlari bulamiyan üç gün oruç tutmalidir. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffâreti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açikliyor; umulur ki sükredersiniz!

90. Ey iman edenler! Sarap, kumar, dikili taslar (putlar), fal ve sans oklari birer seytan isi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtulusa eresiniz.

91. Seytan içki ve kumar yoluyla ancak araniza düsmanlik ve kin sokmak; sizi, Allah'i anmaktan ve namazdan alikoymak ister. Artik (bunlardan) vazgeçtiniz degil mi?

92. Allah'a itaat edin, Resûle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakinin. Eger (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçik duyurmak ve bildirmektir.

93. Iman eden ve iyi isler yapanlara, hakkiyle sakinip iman ettikleri ve iyi isler yaptiklari, sonra yine hakkiyle sakinip iman ettikleri, sonra da hakkiyle sakinip yaptiklarini, ellerinden geldigince güzel yaptiklari takdirde (haram kilinmadan önce) tattiklarindan dolayi günah yoktur. (Önemli olan inandiktan sonra iman ve iyi amelde sebattir). Allah iyi ve güzel yapanlari sever.

94. Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mizraklarinizin erisecegi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin görmedigi yerde, gerçekten) kendisinden kimin korktugu ortaya çiksin. Kim bundan sonra siniri asarsa onun için aci bir azap vardir.

95. Ey iman edenler! Ihramli iken avi öldürmeyin. Içinizden kim onu kasten öldürürse öldürdügü hayvanin dengi (ona) cezadir. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kisi hükmeder (öldürülen avin dengini takdir eder). Yahut (avlanmanin cezasi), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktir. Ta ki (yasak av yapan) isinin cezasini tatmis olsun. Allah geçmisi affetmistir. Kim bu suçu tekrar islerse Allah da ondan karsiligini alir. Allah daima galiptir, öç alandir.

96. Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmaniz için) deniz avi yapmak ve onu yemek size helâl kilindi. Ihramli oldugunuz müddetçe kara avi size haram kilindi. Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun.

97. Allah, Kâbe'yi, o saygiya lâyik evi, haram ayi, hac kurbanini ve (kurbanin boynuna asilan) gerdanliklari (maddi ve manevi yönlerden) insanlarin belini dogrultmaya sebep kildi. Bu da Allah'in, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildigini ve Allah'in her seyi bilici oldugunu (sizin de anlayip) bilmeniz içindir.

98. Biliniz ki Allah'in cezalandirmasi çetindir ve yine Allah'in bagislamasi ve esirgemesi sinirsizdir.

99. Resûle düsen (vazife), ancak duyurmadir. Allah açikladiginizi da gizlediginizi de bilir.

100. De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir degildir; pis ve kötünün çoklugu tuhafina gitse (yahut hosuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akil sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtulusa eresiniz.

101. Ey iman edenler! Açiklanirsa hosunuza gitmeyecek olan seyleri sormayin. Eger Kur'an indirilirken onlari sorarsaniz size açiklanir. (Açiklanmadigina göre) Allah onlari affetmistir. (Siz sorup da basiniza is çikarmayin). Allah çok bagislayicidir, aceleci degildir.

102. Sizden önce de bir toplum onlari sormus, sonra da bunlari inkâr eder olmustu.

103. Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir sey (mesru) kilmamistir. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onlarin çogunun da kafalari çalismaz.

104. Onlara, "Allah'in indirdigine ve Resûl'e gelin" denildigi vakit, "Babalarimizi üzerinde buldugumuz (yol) bize yeter" derler. Atalari hiçbir sey bilmiyor ve dogru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

l05. Ey iman edenler! Siz kendinize bakin. Siz dogru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik O, size yaptiklarinizi bildirecektir.

106. Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatinca vasiyet esnasinda içinizden iki adalet sahibi kisi aranizda sahitlik etsin. Yahut seferde iken basiniza ölüm musibeti gelmisse sizden olmayan, baska iki kisi (sahit olsun). Eger süpheye düserseniz o iki sahidi namazdan sonra alikor, "Bu vasiyet karsiliginda hiçbir seyi satin almayacagiz, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptigimiz) sahitligi gizlemiyecegiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

107. Bu sahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandiklari anlasilirsa, (sahitlerin) haklarina tecavüz ettigi ölüye daha yakin olan (mirasçilardan) iki kisi onlarin yerini alir ve "Andolsun ki bizim sahitligimiz onlarin sahitliginden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkina) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

108. Bu (usul), sahitligi gerektigi sekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçilar tarafindan) reddedilmesinden korkmalarina (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan çikmislar topluluguna rehberlik etmez.

109. Allah'in peygamberleri toplayip da "Size ne cevap verildi" dedigi gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, süphesiz gizlilikleri hakkiyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.

110. Allah o zaman söyle diyecek: "Ey Meryem oglu Isa! Sana ve annene (verdigim) nimetimi hatirla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemistim; (bu sayede) sen besikte iken de yetiskin çaginda da insanlarla konusuyordun. Sana kitabi (okuyup yazmayi), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ögretmistim. Benim iznimle çamurdan, kus seklinde bir sey yapiyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kus oluyordu. Yine benim iznimle anadan dogma körü ve alacaliyi iyilestiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çikariyordun. Hani Israilogullarini (seni öldürmekten) engellemistim; kendilerine apaçik deliller (mucizeler) getirdigin zaman içlerinden inkâr edenler, "Bu, apaçik bir sihirden baska bir sey degildir" demislerdi.

111. Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmistim. Onlar (da), "Iman ettik, bizim Allah'a teslim olmus kimseler (müslümanlar) oldugumuza sen de sahit ol" demislerdi.

112. Hani havârîler "Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gökten, donatilmis bir sofra indirebilir mi?" demislerdi. O, "Iman etmis kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabini verinisti.

113. Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize dogru söyledigini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüs sahitler olalim istiyoruz" demislerdi.

114. Meryem oglu Isa söyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmis ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi riziklandir; zaten sen, rizik verenlerin en hayirlisisin.

115. Allah da söyle buyurdu: Ben onu size süphesiz indirecegim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmedigim azabi ona edecegim!

116. Allah: Ey Meryem oglu Isa! Insanlara, "Beni ve anami, Allah'tan baska iki tanri bilin" diye sen mi dedin, buyurdugu zaman o, "Hâsâ! Seni tenzih ederim; hakkim olmayan seyi söylemek bana yakismaz. Hem ben söyleseydim sen onu süphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtinda olani bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnizca sensin.

117. Ben onlara, ancak bana emrettigini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Içlerinde bulundugum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artik onlar üzerine gözetleyici yalniz sen oldun. Sen her seyi hakkiyle görensin.

118. Eger kendilerine azap edersen süphesiz onlar senin kullarindir (diledigini yaparsin). Eger onlari bagislarsan süphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.

119. (Bu konusmadan sonra) Allah söyle buyuracaktir: Bu, dogrulara, dogruluklarinin fayda verecegi gündür. Onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler vardir. Allah onlardan razi olmustur, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste büyük kurtulus ve kazanç budur.

120. Göklerin, yerin ve içlerindeki her seyin mülkiyeti Allah'indir, O, her seye hakkiyle kadirdir.

5-el-MÂIDE Sursinden sonra sıradaki sure


6-el-EN'ÂM Suresinin Açıklaması

En'âm sûresi, 165 (yüzaltmisbes) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Sûrenin bazi âyetlerinde Araplarin,


Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah-ı İlahi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I İLAHİ  Anadolu'da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdullah'dır. Molla İlahi, Şeyh-i Simavi olarak da bilinir. O zamanki Germiyan vilayetinin (Kütahya'nın), Simav kasabasında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1490 (H. 896) senesinde Rumeli Vardar Yenicesinde vefat etti.Kabri oradadır.


İlk öğrenimini doğum yerinde yapan Abdullah-ı İlahi daha sonra İstanbul'a giderek Zeyrek Medresesine girdi. Zamanın en meşhur alimlerinin derslerinde bulundu. Hocası Alaaddin Ali Tusi ile birlikte İran'a gitti.  Yeni rehber ansiklopedisi Kirman'da hocasının ve diğer alimlerin derslerine devam etti. Daha sonra Semerkand'a gidip devrin en meşhur velisi, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine talebe olup, onun sohbetlerinde bulundu ve tasavvufta yetişti. 
İcazet (diploma) aldıktan sonra hocasının işaretiyle Buhara'ya gitti. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin kabrini ziyaret edip, burada bir yıl kaldı. 
İbadetle meşgul oldu. Sonra Semerkand'a dönüp hocasının sohbetlerine…

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Davranış Bozukluğu NedirGünümüz hızlı tüketim dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir sorundur. Çocukların öfke kontrolü yapamaması veya kendisiyle çatışma haline girme durumunda ortaya çıkan davranışlardır. Davranış bozukluğu olan çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çeker.


Otoriteye itaat etmek onlar için neredeyse imkansızdır. Kendi dünyalarında sürekli bir iç çatışma halinde olduklarından öfkelerini bastırmakta güçlük yaşarlar. Bu öfkeli durum dış dünyalarına genelde saldırganlık olarak yansır. 
Ailelerine ve çevrelerine karşı sesleri hep yüksektir. Vurma, kırma ve hatta çalma eylemleri içine girerler. Bu tip çocuklar iletişime kapalıdırlar. Karşı bir otoritenin kendileriyle iletişime geçmesini istemezler. Bu onları daha da öfkelendirir. 
Sosyal hayata uyum zorluğu yaşayan bu çocuklar bulundukları ortamlarda hemen fark edilir. Sürekli mutsuz ve depresif bir görünüm sergileyerek etraflarına negatif bir enerji saçarlar.
Davranış Bozukluğu Kimlerde GörülürSon zamanlarda yapılan ar…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…

Abduh-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDUH  Mısırlı yazar ve din adamı. İsmi Muhammed Abduh olup, Abduh diye meşhur olmuştur. 1849'da Mısır'da doğdu. 1905'te yine burada öldü. İlk tahsiline Tanta'da başladı. Bir müddet sonra medreseyi terk ederek köyüne döndü ve ziraatle meşgul oldu. Babasının ısrarı ile tekrar tahsile başladı.


1866'da Kahire'ye giderek Cami-ül-Ezher Medresesine girdi. Bu sırada tasavvufla meşgul oldu. 1872'de Ehl-i sünnet itikadına aykırı sözleri yüzünden İstanbul'dan kovulup, Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani ile tanışıp, onun derslerine devam etti. Onun din ve siyasette ıslah adını verdiği reformcu fikirlerinin tesirinde kaldı. Bu suretle İslam alimlerinin nakli esas alıp, aklı onun hizmetçisi yapan yolundan ayrıldı. Bundan sonra dini meselelerde İslam alimlerine bağlı kalmadan kendi görüşüyle konuşmaya ve hüküm vermeye başladı. Fransızcayı öğrenerek bu dille yazılmış eserleri okudu. Avrupalı müsteşriklerin (doğu ilimleri ile uğraşan Avrupalıların) tesirinde kaldı. Felsefi fikir…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?