FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




33-el-AHZÂB


33-el-AHZÂB

Medine'de nâzil olmustur. 73 (yetmisüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoguludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karsi savasmak üzere birlesen Arap kabilelerinden bahsedildigi için, bu isim verilmistir. (Rivayete göre, bir takim ileri gelen müsrikler "Uhud" savasindan sonra Medine'ye gelmisler, münafiklarin lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuslardi. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüsmek üzere emân vermisti. Bu görüsme esnasinda Resûlullah'a: Sen bizim taptiklarimizi diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat saglayabilir, sefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle basbasa birakalim, dediler. Orada bulunan müslümanlarin canlari sikildi, onlari öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmis olan emânin bozulmasi konusunda Allah'tan korkmalarini ve kâfirler ile münafiklarin sözlerine boyun egmemelerini, Resûlullah'in sahsinda müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Elbette Allah her seyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadir. 

2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Süphesiz Allah, bütün yaptiklarinizdan haberdardir. 

3. Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter. 

4. Allah, bir adamin içinde iki kalp yaratmadigi gibi, "zihâr" yaptiginiz eslerinizi de analariniz yerinde tutmadi ve evlâtliklarinizi da öz ogullariniz olarak tanimadi. Bunlar sizin agizlariniza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçegi söyler ve dogru yola O eristirir. 

5. Onlari (evlât edindiklerinizi) babalarina nisbet ederek çagirin. Allah yaninda en dogrusu budur. Eger babalarinin kim oldugunu bilmiyorsaniz, bu takdirde onlari din kardesleriniz ve görüp gözettiginiz kimseler olarak kabul edin. Yanilarak yaptiklarinizda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiginde günah vardir. Allah bagislayandir, esirgeyendir. 

6. Peygamber, müminlere kendi canlarindan daha yakindir. Esleri, onlarin analaridir. Akraba olanlar, Allah'in Kitabina göre, (mirasçilik bakimindan) birbirlerine diger müminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar; ancak, dostlariniza uygun bir vasiyet yapmaniz müstesnadir. Bunlar Kitap'ta yazili bulunmaktadir. 

7. Hani biz peygamberlerden söz almistik; senden, Nuh'tan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saglam bir söz aldik. 

8. Allah bu sözü dogrulari dogruluklariyla sorumlu kilmak için aldi. Kâfirler için de çok acikli bir azap hazirladi. 

9. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; hani size ordular saldirmisti da, biz onlara karsi bir rüzgâr ve sizin görmediginiz ordular göndermistik. Allah ne yaptiginizi çok iyi görmekteydi. 

10. Onlar hem yukarinizdan hem asagi tarafinizdan (vâdinin üstünden ve alt yanindan) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yildigi, yürekler girtlaga geldigi ve siz Allah hakkinda türlü türlü seyler düsündügünüz zaman; 

11. Iste orada iman sahipleri imtihandan geçirilmis ve siddetli bir sarsintiya ugratilmislardi. 

12. Ve o zaman, münafiklar ile kalplerinde hastalik (iman zayifligi) bulunanlar: Meger Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuslar! diyorlardi. 

13. Onlardan bir gurup da demisti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artik sizin için durmanin sirasi degil, haydi dönün! Içlerinden bir kismi ise: Gerçekten evlerimiz emniyette degil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede degildi, sadece kaçmayi arzuluyorlardi. 

14. Medine'nin her yanindan üzerlerine saldirilsaydi da, o zaman savasmalari istenseydi, süphesiz hemen savasa katilirlar ve evlerinde pek eglenmezlerdi. 

15. Andolsun ki daha önce onlar, sirt çevirip kaçmayacaklarina dair Allah'a söz vermislerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir! 

16. (Resûlüm!) De ki: Eger ölümden veya öldürülmekten kaçiyorsaniz, kaçmanin size asla faydasi olmaz! (Eceliniz gelmemis ise) o takdirde de, yasatilacaginiz süre çok degildir. 

17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karsi sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan baska ne bir dost bulurlar ne de bir yardimci. 

18. Allah, içinizden (savastan) alikoyanlari ve yandaslarina: "Bize katilin" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunlarin pek azi savasa gelir. 

19. (Gelseler de) size karsi pek hasistirler. Hele korku gelip çatti mi, üzerine ölüm bayginligi çökmüs gibi gözleri dönerek sana baktiklarini görürsün. Korku gidince ise, mala düskünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmis degillerdir; bunun için Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir. Bu, Allah'a göre kolaydir. 

20. Bunlar, düsman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhami içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardi dahi pek savasacak degillerdi. 

21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavusmayi umanlar ve Allah'i çok zikredenler için güzel bir örnektir. 

22. Müminler ise, düsman birliklerini gördüklerinde: Iste Allah ve Resûlü'nün bize vâdettigi! Allah ve Resûlü dogru söylemistir, dediler. Bu (ordularin gelisi), onlarin ancak imanlarini ve Allah'a bagliliklarini arttirdi. 

23. Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Iste onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canini vermistir; kimi de (sehitligi) beklemektedir. Onlar hiçbir sekilde (sözlerini) degistirmemislerdir. 

24. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatlari sebebiyle mükâfatlandiracak, münafiklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Süphesiz Allah, bagislayandir, esirgeyendir. 

25. Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah (in yardimi) savasta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir. 

26. Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müsrik ordularina) yardim edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düsürdü; bir kismini öldürüyor, bir kismini da esir aliyordunuz. 

27. Allah, onlarin yerlerine, yurtlarina, mallarina ve ayak basmadiginiz topraklara sizi mirasçi yapti. Allah'in her seye gücü yeter. 

28. Ey Peygamber! Eslerine söyle söyle: Eger dünya dirligini ve süsünü (refahini) istiyorsaniz, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salivereyim. 

29. Eger Allah'i, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsaniz, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazirlamistir. 

30. Ey peygamber hanimlari! Sizden kim açik bir hayâsizlik yaparsa, onun azabi iki katina çikarilir. Bu, Allah'a göre kolaydir. 

31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararli is yaparsa ona mükâfatini iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rizik hazirlamisizdir. 

32. Ey Peygamber hanimlari! Siz, kadinlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'tan) korkuyorsaniz, (yabanci erkeklere karsi) çekici bir eda ile konusmayin; sonra kalbinde hastalik bulunan kimse ümide kapilir. Güzel söz söyleyin. 

33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde oldugu gibi açilip saçilmayin. Namazi kilin, zekâti verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 

34. Evlerinizde okunan Allah'in âyetlerini ve hikmeti hatirlayin. Süphesiz Allah, her seyin iç yüzünü bilendir ve her seyden haberi olandir. 

35. Müslüman erkekler ve müslüman kadinlar, mümin erkekler ve mümin kadinlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadinlar, dogru erkekler ve dogru kadinlar, sabreden erkekler ve sabreden kadinlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadinlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadinlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkekler ve (irzlarini) koruyan kadinlar, Allah'i çok zikreden erkekler ve zikreden kadinlar var ya; iste Allah, bunlar için bir magfiret ve büyük bir mükâfat hazirlamistir. 

36. Allah ve Resûlü bir ise hüküm verdigi zaman, inanmis bir erkek ve kadina o isi kendi isteklerine göre seçme hakki yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, apaçik bir sapikliga düsmüs olur. 

37. (Resûlüm!) Hani Allah'in nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: Esini yaninda tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'in açiga vuracagi seyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asil korkmana lâyik olan Allah'tir. Zeyd, o kadindan ilisigini kesince biz onu sana nikâhladik ki evlâtliklari, karilariyla iliskilerini kestiklerinde (o kadinlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasin. Allah'in emri yerine getirilmistir. 

38. Allah'in, kendisine helâl kildigi seyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasinda da Allah'in âdeti böyle idi. Allah'in emri mutlaka yerine gelecek, yazilmis bir kaderdir. 

39. O peygamberler ki Allah'in gönderdigi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter. 

40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babasi degildir. Fakat o, Allah'in Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyla bilendir. 

41. Ey inananlar! Allah'i çokça zikredin. 

42. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin. 

43. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istigfar eder. Allah, müminlere karsi çok merhametlidir. 

44. Kendisine kavustuklari gün, Allah'in onlara iltifati, "selâm" dir. Allah onlara çok degerli mükâfat hazirlamistir. 

45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir sahit, bir müjdeleyici ve bir uyarici olarak gönderdik. 

46. Allah'in izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik). 

47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele. 

48. Kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Onlarin eziyetlerine aldirma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter. 

49. Ey iman edenler! Mümin kadinlari nikâhlayip da, henüz zifafa girmeden onlari bosarsaniz, onlari sayacaginiz bir iddet süresince bekletme hakkiniz yoktur. O halde onlari (bir bagisla) memnun edin ve onlari güzel bir sekilde serbest birakin. 

50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanimlarini, Allah'in sana ganimet olarak verdigi ve elinin altinda bulunan cariyeleri, amcanin, halanin, dayinin ve teyzenin seninle beraber göç eden kizlarini sana helâl kildik. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadini, diger müminlere degil, sirf sana mahsus olmak üzere (helâl kildik). Kuskusuz biz, hanimlari ve ellerinin altinda bulunan cariyeleri hakkinda müminlere neyi farz kildigimizi biliriz. (Bu hususta ne yapmalari lâzim geldigini onlara açikladik) ki, sana bir zorluk olmasin. Allah bagislayandir, merhamet edendir. 

51. Onlardan diledigini geriye birakir, diledigini de yanina alirsin. Bosadigin hanimlarindan arzu ettigini tekrar yanina almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onlarin mutlu olmalarina, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razi olmalarina daha uygundur. Allah, kalplerinizde olani bilir. Allah hakkiyle bilendir, halîmdir. 

52. Bundan sonra artik baska kadinlarla evlenmen, elinin altinda bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hosuna gitse bile, bunlarin yerine baska hanimlar alman sana helâl degildir. Allah her seyi gözetler. 

53. Ey iman edenler! Siz zamanini gözetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadir. Ama Allah, hakki söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde arkasindan isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri için daha temiz bir davranistir. Sizin Allah'in Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanimlarini nikâhlamaniz asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katinda büyük (bir günah) tir. 

54. Bir seyi açiga vursaniz da, gizleseniz de süphe yok ki Allah, her seyi gayet iyi bilmektedir. 

55. Onlara (Peygamber'in hanimlarina), babalari, ogullari, kardesleri, kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kadinlari (mümin kadinlar) ve ellerinin altinda bulunan câriyelerinden dolayi bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanimlari!) Allah'tan korkun; süphesiz Allah, her seye sahittir. 

56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. 

57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmis ve onlar için horlayici bir azap hazirlamistir. 

58. Mümin erkeklere ve mümin kadinlara, yapmadiklari bir seyden dolayi eziyet edenler, süphesiz bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmislerdir. 

59. Ey Peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin kadinlarina (bir ihtiyaç için disari çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve incitilmemesi için en elverisli olan budur. Allah bagislayandir, esirgeyendir. 

60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalik bulunanlar (fuhus düsüncesi tasiyanlar), sehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savasmani ve onlari sehirden sürüp çikarmani sana emrederiz); sonra orada, senin yaninda ancak az bir zaman kalabilirler. 

61. Hepsi de lânetlenmis olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanir ve mutlaka öldürülürler. 

62. Allah'in önceden geçenler hakkindaki kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin. 

63. Insanlar sana kiyametin zamanini soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katindadir. Ne bilirsin, belki de zamani yakindir. 

64. Su muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmus ve onlara çilgin bir ates hazirlamistir. 

65. (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardimci bulacaklardir. 

66. Yüzleri ateste evrilip çevrildigi gün: Eyvah bize! Keske Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler. 

67. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptirdilar, derler. 

68. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlari büyük bir lânetle rahmetinden kov. 

69. Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayin. Nihayet Allah onu, dedikleri seyden temize çikardi. O, Allah yaninda serefli idi. 

70. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogru söz söyleyin. 

71. (Böyle davranirsaniz) Allah islerinizi düzeltir ve günahlarinizi bagislar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtulusa ermis olur. 

72. Biz emaneti, göklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yüklendi. Dogrusu o çok zalim, çok cahildir. 

73. (Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafik erkeklere ve münafik kadinlara, müsrik erkeklere ve müsrik kadinlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadinlarin da tevbesini kabul buyuracaktir. Allah bagislayandir, merhamet edendir. 

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah-ı İlahi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I İLAHİ  Anadolu'da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdullah'dır. Molla İlahi, Şeyh-i Simavi olarak da bilinir. O zamanki Germiyan vilayetinin (Kütahya'nın), Simav kasabasında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1490 (H. 896) senesinde Rumeli Vardar Yenicesinde vefat etti.Kabri oradadır.


İlk öğrenimini doğum yerinde yapan Abdullah-ı İlahi daha sonra İstanbul'a giderek Zeyrek Medresesine girdi. Zamanın en meşhur alimlerinin derslerinde bulundu. Hocası Alaaddin Ali Tusi ile birlikte İran'a gitti.  Yeni rehber ansiklopedisi Kirman'da hocasının ve diğer alimlerin derslerine devam etti. Daha sonra Semerkand'a gidip devrin en meşhur velisi, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine talebe olup, onun sohbetlerinde bulundu ve tasavvufta yetişti. 
İcazet (diploma) aldıktan sonra hocasının işaretiyle Buhara'ya gitti. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin kabrini ziyaret edip, burada bir yıl kaldı. 
İbadetle meşgul oldu. Sonra Semerkand'a dönüp hocasının sohbetlerine…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

Abduh-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDUH  Mısırlı yazar ve din adamı. İsmi Muhammed Abduh olup, Abduh diye meşhur olmuştur. 1849'da Mısır'da doğdu. 1905'te yine burada öldü. İlk tahsiline Tanta'da başladı. Bir müddet sonra medreseyi terk ederek köyüne döndü ve ziraatle meşgul oldu. Babasının ısrarı ile tekrar tahsile başladı.


1866'da Kahire'ye giderek Cami-ül-Ezher Medresesine girdi. Bu sırada tasavvufla meşgul oldu. 1872'de Ehl-i sünnet itikadına aykırı sözleri yüzünden İstanbul'dan kovulup, Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani ile tanışıp, onun derslerine devam etti. Onun din ve siyasette ıslah adını verdiği reformcu fikirlerinin tesirinde kaldı. Bu suretle İslam alimlerinin nakli esas alıp, aklı onun hizmetçisi yapan yolundan ayrıldı. Bundan sonra dini meselelerde İslam alimlerine bağlı kalmadan kendi görüşüyle konuşmaya ve hüküm vermeye başladı. Fransızcayı öğrenerek bu dille yazılmış eserleri okudu. Avrupalı müsteşriklerin (doğu ilimleri ile uğraşan Avrupalıların) tesirinde kaldı. Felsefi fikir…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Abant Gölü-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABANT GÖLÜ Türkiye’nin kuzeybatı kesiminde, Bolu ilinin güney batısında etrafı çamlık tepelerle çevrili, tabii manzarası çok güzel bir göl. 
Batı Karadeniz sıradağlarına dahil, Bolu, Düzce ve Mudurnu arasında uzanan Abant Dağlarının kuzey batısında olup, Bolu’nun 34 km güney batısında yer alır. 
Yüzölçümü 1.28 kilometrekaredir. Denizden yüksekliği 1298 metredir. Abant Deresi vadisinde heyelan sonucu meydana gelmiş set (tabii baraj) gölüdür. 
Suyunun bir kısmı Abant Deresi ile Bolu Çayına dökülür. Suyu tatlı ve durudur. Gölün suyu o derece berraktır ki, 20-25 m derinlikteki taşlar görülür. 
Etraftaki çamları ve yeşilliği bir ayna gibi aksettirir. Gölün etrafı çam, kayın, gürgen ve köknar ağaçları ile süslüdür. 
Kuzeybatı bölümünde geniş bir alanı kaplayan yarı bataklık, hızla genişleyerek zamanla gölün daralmasına sebep olmuştur.
Kıyı boyunca 7600 m uzunluğunda bir gezinti yolu vardır. Gölde sandal, kayık ve motorla gezilir. Şiddetli kışlarda göl buz tutar. 
Etrafını çevreleyen dağlar kış sporlarına e…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?