FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




3-ÂL-I IMRÂN

3-ÂL-I İMRÂN Suresinin Açıklaması

Medine'de nâzil olmustur. 200 (Iki yüz) âyettir. 34-37. âyetlerde Hz. Meryem'in babasinin mensup
oldugu Imrân ailesinden söz edildigi için sûre bu adi almistir.

3-Âl-ı imrâran Suresinin Türkçe Anlamı

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
allah
1. Elif. Lâm. Mîm.

2. Hayy ve kayyûm olan Allah'tan baska ilâh yoktur.

3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'i hak ve önceki kitaplari tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile Incil'i ve Furkan'i indirmisti.

4.Daha önce de, insanlara dogru yolu göstermek üzere Furkan'i indirmistir. Bilinmeli ki, Allah'in âyetlerini inkâr edenler için siddetli bir azap vardir. Allah, suçlunun hakkindan gelen mutlak güç sahibidir.

5. Süphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz.

6. Rahimlerde sizi diledigi gibi sekillendiren O'dur. O'ndan baska ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.

7. Sana Kitab'i indiren O'dur. Onun (Kur'an'in) bazi âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'in esasidir. Digerleri de mütesâbihtir. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne çikarmak ve onu tevil etmek için ondaki mütesâbih âyetlerin pesine düserler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. Ilimde yüksek pâyeye erisenler ise: Ona inandik; hepsi Rabbimiz tarafindandir, derler. (Bu inceligi) ancak akliselim sahipleri düsünüp anlar.

8. (Onlar söyle yakarirlar:) Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme. Bize tarafindan rahmet bagisla. Lütfu en bol olan sensin.

9. Rabbimiz! Gelmesinde süphe edilmeyen bir günde, insanlari mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.

10. Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne mallari ne de evlâtlari Allah huzurunda kendilerine bir fayda saglayacaktir. Iste onlar cehennnemin yakitidir.

11. (Onlarin yolu) Firavun hanedaninin ve onlardan öncekilerin tuttugu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladilar, Allah da kendilerini günahlari yüzünden yakalayiverdi. Allah'in cezasi çok siddetlidir.

12. (Resûlüm!) Inkâr edenlere de ki: Yakinda maglup olacaksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orasi kalinacak ne kötü bir yerdir!

13. (Bedir'de) karsi karsiya gelen su iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardir. Biri Allah yolunda çarpisan bir gurup, digeri ise bunlari apaçik kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah diledigini yardimi ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardir.

14. Nefsanî arzulara, (özellikle) kadinlara, ogullara, yigin yigin biriktirilmis altin ve gümüse, salma atlara, sagmal hayvanlara ve ekinlere karsi düskünlük insanlara çekici kilindi. Bunlar, dünya hayatinin geçici menfaatleridir. Halbuki varilacak güzel yer, Allah'in katindadir.

15. (Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yaninda, içinden irmaklar akan, ebediyyen kalacaklari cennetler, tertemiz esler ve (hepsinin üstünde) Allah'in hosnutlugu vardir. Allah kullarini çok iyi görür.

16. (Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! Iman ettik; bizim günahlarimizi bagisla, bizi ates azabindan koru!" diyen;

17. Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bagis dileyenler (içindir).

18. Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) su hususu açiklamistir ki, kendisinden baska ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmislerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan baska ilâh yoktur.

l9. Allah nezdinde hak din Islâm'dir. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradir ki, aralarindaki kiskançlik yüzünden ayriliga düstüler. Allah'in âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'in hesabi çok çabuktur.

20. Eger seninle tartismaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eger teslim oldularsa dogru yolu buldular demektir. Yok eger yüz çevirdilerse sana düsen, yalnizca duyurmaktir. Allah kullarini çok iyi görmektedir.

21. Allah'in âyetlerini inkâr edenler, haksiz yere peygamberlerin canlarina kiyanlar ve adaleti emreden insanlari öldürenler (yok mu), onlara aci bir azabi haber ver!

22. Iste bunlar dünyada da ahirette de çabalari bosa giden kimselerdir. Onlarin hiçbir yardimcisi da yoktur.

23. (Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarinda hükmetmesi için Allah'in Kitab'ina çagiriliyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.

24. Onlarin bu tutumlari: Bize ates, sadece sayili günlerde dokunacaktir, demelerinin bir sonucudur. Onlarin vaktiyle uydurduklari seyler de dinleri hakkinda kendilerini yaniltmistir.

25. Fakat, onlari gelmesinde süphe edilmeyen bir gün için topladigimiz ve hiçbir haksizliga ugramaksizin herkese kazandigi seyler tastamam ödendigi zaman halleri nice olur?

26. (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'im! Sen mülkü diledigine verirsin ve mülkü dilediginden geri alirsin. Diledigini yüceltir, diledigini de alçaltirsin. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her seye kadirsin.

27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsin. Ölüden diriyi çikarir, diriden de ölüyü çikarirsin. Diledigine de sayisiz rizik verirsin.

28. Müminler, müminleri birakip da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artik onun Allah nezdinde hiçbir degeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakinmaniz baskadir. Allah, kendisine karsi (gelmekten) sizi sakindiriyor. Dönüs yalniz Allah'adir.

29. De ki: Içinizdekileri gizleseniz de açiga vursaniz da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanlari da bilir. Allah her seye kadirdir.

30. Herkesin, iyilik olarak yaptiklarini da kötülük olarak yaptiklarini da karsisinda hazir buldugu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasinda uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karsi (gelmekten) sizi sakindiriyor. Allah kullarina çok sefkatlidir.

31. (Resûlüm! ) De ki: Eger Allah'i seviyorsaniz bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarinizi bagislasin. Allah son derece bagislayici ve esirgeyicidir.

32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eger yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

33. Allah Âdem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesi ile Imrân ailesini seçip âlemlere üstün kildi.

34. Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah isiten ve bilendir.

35. Imrân'in karisi söyle demisti: "Rabbim! Karnimdakini azatli bir kul olarak sirf sana adadim. Adagimi kabul buyur. Süphesiz (niyazimi) hakkiyla isiten ve (niyetimi) bilen sensin."

36. Onu dogurunca, Allah, ne dogurdugunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kiz dogurdum. Oysa erkek, kiz gibi degildir. Ona Meryem adini verdim. Kovulmus seytana karsi onu ve soyunu senin korumani diliyorum, dedi.

37. Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriyya yi da onun bakimi ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanina, mâbede her girisinde orada bir rizik bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafindandir. Allah, diledigine sayisiz rizik verir, derdi.

38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafindan hayirli bir nesil bagisla. Süphesiz sen duayi hakkiyla isitensin, dedi.

39. Zekeriyya mâbedde durmus namaz kilarken melekler ona söyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafindan gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yi müjdeler.

40. Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlik gelip çattigina, üstelik karim da kisir olduguna göre benim nasil oglum olabilir? Allah söyle buyurdu: Iste böyledir; Allah diledigini yapar.

41. Zekeriyya: Rabbim! (Oglum olacagina dair) bana bir alâmet göster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, isaretten baska söz söylememendir. Ayrica Rabbini çok an, sabah aksam tesbih et.

42. Hani melekler demislerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yaratti ve seni bütün dünya kadinlarina tercih etti.

43. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) egilenlerle beraber sen de egil.

44. (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Içlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onlarin yaninda degildin; onlar (bu yüzden) çekisirken de yanlarinda degildin.

45. Melekler demislerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adi Meryem oglu Isa'dir. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarli ve Allah'in kendisine yakin kildiklarindandir.

46. sâlihlerden olarak besikte iken ve yetiskinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konusacak.

47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli degmedigi halde nasil çocugum olur? Allah söyle buyurdu: Iste böyledir, Allah diledigini yaratir. Bir ise hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.

48. (Melekler, Meryem'e hitaben Isa hakkinda sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayi, hikmeti, Tevrat'i, Incil'i ögretecek.

49. Israilogullarina bir elçi olacak (ve onlara söyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kus sureti yapar, ona üflerim ve Allah'in izni ile o kus oluverir. Yine Allah'in izni ile körü ve alacaliyi iyilestirir, ölüleri diriltirim. Ayrica evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiginizi size haber veririm. Eger inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardir.

50. Benden önce gelen Tevrat'i dogrulayici olarak ve size haram kilinan bazi seyleri de helâl kilmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.

51. Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. Iste bu dogru yoldur.

52. Isa, onlardaki inkârciligi sezince: Allah yolunda bana yardimci olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yolunun yardimcilariyiz; Allah'a inandik, sahit ol ki bizler müslümanlariz, cevabini verdiler.

53. (Havârîler:) Rabbimiz! Indirdigine inandik ve Peygamber'e uyduk. Simdi bizi (birligini ve peygamberlerini tasdik eden) sahitlerden yaz, dediler.

54. (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onlarin tuzaklarini bozdu. Allah, tuzak kuranlarin hayirlisidir.

55. Allah buyurmustu ki: Ey Isa! Seni vefat ettirecegim, seni nezdime yükseltecegim, seni inkâr edenlerden arindiracagim ve sana uyanlari kiyamete kadar kâfirlerden üstün kilacagim. Sonra dönüsünüz bana olacak. Iste o zaman ayriliga düstügünüz seyler hakkinda aranizda ben hükmedecegim.

56. Inkâr edenler var ya, onlari dünya ve ahirette siddetli bir azaba çarptiracagim; onlarin hiç yardimcilari da olmayacak.

57. Iman edip iyi davranislarda bulunanlara gelince, Allah onlarin mükâfatlarini eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.

58. (Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.

59. Allah nezdinde Isa'nin durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yaratti. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.

60. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise süphecilerden olma.

61. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekisenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarinizi biz de kendi çocuklarimizi, siz kendi kadinlarinizi, biz de kendi kadinlarimizi çagiralim, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancilar üzerine lânet dileyelim.

62. Süphesiz bu (Isa hakkinda söylenenler), dogru haberlerdir. Allah'tan baska ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

63. Eger yine yüz çevirirlerse, süphesiz Allah, bozgunculari hakkiyla bilendir.

64. (Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramizda müsterek olan bir söze geliniz: Allah'tan baskasina tapmayalim. O'na hiçbir seyi es tutmayalim ve Allah'i birakip da kimimiz kimimizi ilâhlastirmasin. Eger onlar yine yüz çevirirlerse, iste o zaman: Sahit olun ki biz müslümanlariz! deyiniz.

65. Ey ehl-i kitap! Ibrahim hakkinda niçin çekisirsiniz? Halbuki Tevrat ve Incil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düsünmez misiniz?

66. Iste siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkinda bilgi sahibi oldugunuz konuda tartistiniz; fakat bilgi sahibi olmadiginiz konuda niçin tartisiyorsunuz! Oysa ki Allah, her seyi bilir, siz ise bilmezsiniz.

67. Ibrahim, ne yahudi, ne de hiristiyan idi; fakat o, Allah'i bir taniyan dosdogru bir müslüman idi; müsriklerden de degildi.

68. Insanlarin Ibrahim'e en yakin olani, ona uyanlar, su Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.

69. Ehl-i kitaptan bir kismi istediler ki, ne yapip edip sizi saptirabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptirirlar da farkina bile varmazlar.

70. Ey ehl-i kitap! (Gerçegi) görüp bildiginiz halde niçin Allah'in âyetlerini inkâr edersiniz?

71. Ey ehl-i kitap! Neden dogruyu egriye karistiriyor ve bile bile gerçegi gizliyorsunuz?

72. Ehl-i kitaptan bir gurup söyle dedi: "Müminlere indirilmis olana sabahleyin (görünüste) inanip aksamleyin inkâr edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.

73. Sizin dininize uyanlardan baska hiçbir kimseye inanmayin. " (Resûlüm!) De ki: Dogru yol ancak Allah'in yoludur. Yine (onlar, kendi aralarinda söyle dediler:) "Size verilenin benzerinin baska herhangi bir kimseye verildigine, yahut Rabbinizin huzurunda onlarin size karsi deliller getireceklerine de (inanmayin)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'in elindedir. Onu diledigine verir. Allah'in rahmeti genistir ve O her seyi hakkiyla bilir.

74. Rahmetini diledigine ayirir. Allah üstün lütuf sahibidir.

75. Ehl-i kitaptan öylesi vardir ki, ona yüklerle mal emanet biraksan, onu sana noksansiz iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardir ki, ona bir dinar emanet biraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onlarin, "Ümmîlere karsi yaptiklarimizdan dolayi bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adina bile bile yalan söylüyorlar.

76. Hayir! (Gerçek onlarin dedigi degil.) Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakinirsa, bilsin ki Allah sakinanlari sever.

77. Allah'a karsi verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle degistirenlere gelince, iste bunlarin ahirette bir payi yoktur. Kiyamet günü Allah onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onlari temize çikarmayacaktir. Onlar için aci bir azap vardir.

78. Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarini kitaptan sanasiniz diye kitabi okurken dillerini egip bükerler. Halbuki okuduklari Kitap'tan degildir. Söyledikleri Allah katindan olmadigi halde: Bu Allah katindandir, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.

79. Hiçbir insanin, Allah'in kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkip) insanlara: Allah'i birakip bana kul olun! demesi mümkün degildir. Bilakis (söyle demesi gerekir): Okutmakta ve ögretmekte oldugunuz Kitap uyarinca Rabbe hâlis kullar olunuz.

80. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirligi emreder mi?

81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiginde ona mutlaka inanip yardim edeceksiniz" diye söz almis, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediginde, "Kabul ettik" cevabini vermisler, bunun üzerine Allah: O halde sahit olun; ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim, buyurmustu.

82. Artik bundan sonra her kim dönerse iste onlar yoldan çikmislarin ta kendileridir.

83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim oldugu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'in dininden baskasini mi ariyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.

84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve Ya'kub ogullarina indirilenlere, Musa, Isa ve (diger) peygamberlere Rableri tarafindan verilenlere iman ettik. Onlari birbirinden ayirdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.

85. Kim, Islâm'dan baska bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktir.

86. Iman etmelerinden, Resûl'ün hak olduguna sehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçik deliller gelmesinden sonra inkârciliga sapan bir kavme Allah nasil hidayet nasip eder? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez.

87. Iste onlarin cezasi, Allah'in, meleklerin ve bütün insanligin lânetine ugramalaridir.

88. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onlarin azaplari hafifletilmez; yüzlerine de bakilmaz.

89. Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler baska. Çünkü Allah çok bagislayici ve merhametlidir.

90. Inandiktan sonra kâfirlige sapip sonra inkârcilikta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve iste onlar, sapiklarin ta kendisidirler.

91. Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onlarin hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altin verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için aci bir azap vardir; hiç yardimcilari da yoktur.

92. Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadikça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsaniz, Allah onu hakkiyla bilir.

93. Tevrat'in indirilmesinden önce, Israil'in (Ya'kub'un) kendisine haram kildiklari disinda, yiyecegin her türlüsü Israilogullarina helâl idi. De ki: Eger dogru sözlü iseniz o zaman Tevrat'i getirip onu okuyun.

94. Artik bundan sonra her kim Allah'a karsi yalan uydurursa, iste bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

95. De ki: Allah dogruyu söylemistir. Öyle ise, hakka yönelmis olarak Ibrahim'in dinine uyunuz. O, müsriklerden degildi.

96. Süphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynagi olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.

97. Orada apaçik nisâneler, (ayrica) Ibrahim'in makami vardir. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'in insanlar üzerinde bir hakkidir. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstagnîdir.

98. De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptiklarinizi görüp dururken niçin Allah'in âyetlerini inkâr edersiniz?

99. De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçegi) görüp bildiginiz halde niçin Allah'in yolunu egri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolund

100. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsaniz imaninizdan sonra sizi yeniden inkârciliga sevkederler.

101. Size Allah'in âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranizda iken nasil inkâra saparsiniz? Her kim Allah'a baglanirsa kesinlikle dogru yola iletilmistir.

102. Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yarasir sekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

103. Hep birlikte Allah'in ipine (Islâm'a) simsiki yapisin; parçalanmayin. Allah'in size olan nimetini hatirlayin: Hani siz birbirinize düsman kisileridiniz de O, gönüllerinizi birlestirmisti ve O'nun nimeti sayesinde kardes kimseler olmustunuz. Yine siz bir ates çukurunun tam kenarinda iken oradan da sizi O kurtarmisti. Iste Allah size âyetlerini böyle açiklar ki dogru yolu bulasiniz.

104. Sizden, hayra çagiran, iyiligi emredip kötülügü meneden bir topluluk bulunsun. Iste onlar kurtulusa erenlerdir.

105. Kendilerine apaçik deliller geldikten sonra parçalanip ayriliga düsenler gibi olmayin. Iste bunlar için büyük bir azap vardir.

I06. Nice yüzlerin agardigi, nice yüzlerin de karardigi günü (düsünün.) Imdi, yüzleri kararanlara: Inanmanizdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmis olmaniz yüzünden tadin azabi! (denilir).

107. Yüzleri agaranlara gelince, onlar Allah'in rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardir.

108. Iste bunlar, Allah'in, sana hak olarak okudugumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haksizlik etmek istemez.

109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Isler, dönüp dolasip Allah'a varir.

110. Siz, insanlarin iyiligi için ortaya çikarilmis en hayirli ümmetsiniz; iyiligi emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanirsiniz: Ehl-i kitap da inansaydi, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çogu yoldan çikmislardir.

111. Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten baska bir zarar veremezler. Sizinle savasa girecek olsalar, size arkalarini dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardim da edilmez.

112. Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'in ahdine ve insanlarin (müminlerin) himayesine siginmadikça kendilerine zillet (damgasi) vurulmustur; Allah'in hismina ugramislar ve miskinlige mahkum edilmislerdir. Çünkü onlar, Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksiz yere peygamberleri öldürüyorlardi. Bu da, onlarin isyan etmis ve haddi asmis bulunmalarindandir.

113. Hepsi bir degildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardir ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'in âyetlerini okurlar.

114. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanirlar; iyiligi emreder, kötülükten menederler; hayirli islere kosusurlar. Iste bunlar iyi insanlardandir.

115. Onlarin yaptiklari hiçbir hayir karsiliksiz birakilmayacaktir. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.

116. Inkâr edenler var ya, onlarin mallari da evlâtlari da Allah'a karsi kendilerine hiçbir fayda saglamayacaktir. Iste onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardir.

117. Onlarin, bu dünya hayatinda yapmakta olduklari harcamalarin durumu, kendilerine zulmetmis olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârin durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.

118. Ey iman edenler! Kendi disinizdakileri sirdas edinmeyin. Çünkü onlar size fenalik etmekten asla geri durmazlar, hep sikintiya düsmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düsmanliklari agizlarindan (dökülen sözlerinden) belli olmaktadir. Kalplerinde sakladiklari (düsmanliklari) ise daha büyüktür. Eger düsünüp anliyorsaniz, âyetlerimizi size açiklamis bulunuyoruz.

119. Iste siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onlari seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanirsiniz; onlar ise, sizinle karsilastiklarinda "Inandik" derler; kendi baslarina kaldiklarinda da, size olan kinlerinden dolayi parmaklarinin uçlarini isirirlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Süphesiz Allah kalplerin içindekini hakkiyla bilmektedir.

120. Size bir iyilik dokunsa, bu onlari tasalandirir; basiniza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eger sabreder ve korunursaniz, onlarin hilesi size hiçbir zarar vermez. Süphesiz Allah, onlarin yaptiklarini çepeçevre kusatmistir.

121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savas mevzilerine yerlestirmek için ailenden ayrilmistin. . .-Allah, hakkiyle isiten ve bilendir.-

122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmustu. Halbuki Allah onlarin yardimcisi idi. Müminler, yalniz Allah'a dayanip güvensinler.

123. Andolsun, sizler güçsüz oldugunuz halde Allah, Bedir'de de size yardim etmisti. Öyle ise, Allah'tan sakinin ki O'na sükretmis olasiniz.

124. O zaman sen, müminlere söyle diyordun: Indirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli degil midir?

125. Evet, siz sabir gösterir ve Allah'tan sakinirsaniz, onlar (düsmanlariniz) hemen su anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nisanli bes bin melekle sizi takviye eder.

126. Allah, bunu size sirf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasin diye yapti. Zafer, yalnizca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katindandir.

127. Allah, kâfirlerden bir kisminin kökünü kessin veya onlari perisan etsin, böylece bozulmus bir halde dönüp gitsinler diye, size yardim eder).

128.Ki bu iste senin yapacagin bir sey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (israr ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardim etti). Çünkü onlar zalimdirler.

129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Diledigini bagislar, diledigine azap eder. Allah, çok bagislayici ve çok merhametlidir.

130. Ey iman edenler! Kat kat arttirilmis olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakinin ki kurtulusa eresiniz.

131. Kâfirler için hazirlanmis bulunan atesten sakinin!

132. Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavusturulasiniz.

133. Rabbinizin bagisina ve takvâ sahipleri için hazirlanmis olup genisligi gökler ve yer kadar olan cennete kosun!

134. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlikta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanlari affederler. Allah da güzel davranista bulunanlari sever.

135. Yine onlar ki, bir kötülük yaptiklarinda, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'i hatirlayip günahlarindan dolayi hemen tevbe-istigfar ederler. Zaten günahlari Allah'tan baska kim bagislayabilir ki! Bir de onlar, isledikleri kötülüklerde, bile bile israr etmezler.

136. Iste onlarin mükâfati, Rableri tarafindan bagislanma ve altlarindan irmaklar akan, içinde ebedî kalacaklari cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfati ne güzeldir!

137. Sizden önce nice (milletler hakkinda) ilâhî kanunlar gelip geçmistir. Onun için, yeryüzünde gezin dolasin da (Allah'in âyetlerini) yalan sayanlarin âkibeti ne olmus, görün!

138. Bu (Kur'an), bütün insanliga bir açiklamadir; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir ögüttür.

139. Gevseklik göstermeyin, üzüntüye kapilmayin. Eger inanmissaniz, üstün gelecek olan sizsiniz.

140. Eger siz (Uhud'da) bir aciya ugradinizsa, (Bedir'de de düsmaniniz olan) o kavim de benzer bir aciya ugramistir. O günleri biz insanlar arasinda döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çikarsin ve aranizdan sahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

141. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çikarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.

l42. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çikarmadan cennete gireceginizi mi sandiniz?

143. Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. Iste simdi onu karsinizda gördünüz.

144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir sekilde zarar vermis olmayacaktir. Allah, sükredenleri mükâfatlandiracaktir.

145. Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'in iznine bagli olmasin. (Ölüm), belli bir süreye göre yazilmistir. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabini isterse, ona da bundan veririz. Biz sükredenleri mükâfatlandiracagiz.

146. Nice peygamberler vardi ki, beraberinde birçok Allah erleri bulundugu halde savastilar da, bunlar, Allah yolunda baslarina gelenlerden dolayi gevseklik ve zaaf göstermediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever.

147. Onlarin sözleri, sadece söyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarimizi ve isimizdeki taskinligimizi bagisla; ayaklarimizi (yolunda) sabit kil; kâfirler topluluguna karsi bizi muzaffer kil!

148. Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabinin güzelligini verdi. Allah, iyi davrananlari sever.

149. Ey iman edenler! Eger kâfirlere uyarsaniz, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana ugrayanlarin durumuna düsersiniz.

150. Oysa sizin mevlâniz Allah'tir ve O, yardimcilarin en hayirlisidir.

151. Allah'in, hakkinda hiçbir delil indirmedigi seyleri O'na ortak kosmalari sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakinda korku salacagiz. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacagi yer ne kötüdür!

152. Siz Allah'in izni ile düsmanlarinizi öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmistir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladiginizi (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düstünüz; (Peygamberin verdigi) emir konusunda tartismaya kalkistiniz ve âsi oldunuz. Dünyayi isteyeniniz de vardi, ahireti isteyeniniz de vardi. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onlari maglup etmekten) alikoydu. Ve andolsun sizi bagisladi. Zaten Allah, müminlere karsi çok lütufkârdir.

153. O zaman Peygamber arkanizdan sizi çagirdigi halde siz, durmadan (savas alanindan) uzaklasiyor, hiç kimseye dönüp bakmiyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayi gerek elinizden gidene, gerekse basiniza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptiklarinizdan haberdardir.

154. Sonra o kederin arkasindan Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtigi) uyuklama hali bir kisminizi kapliyordu. Kendi canlarinin kaygisina düsmüs bir gurup da, Allah'a karsi haksiz yere cahiliye devrindekine benzer düsüncelere kapiliyorlar, "Bu isten bize ne!" diyorlardi. De ki: Is (zafer, yardim, herseyin karar ve buyrugu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açiklayamadiklarini içlerinde gizliyorlar. "Bu isten bize bir sey olsaydi, burada öldürülmezdik" diyorlar. Söyle de: Evlerinizde kalmis olsaydiniz bile, öldürülmesi takdir edilmis olanlar, öldürülüp düsecekleri yerlere kendiliklerinden çikip giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yapti). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.

155. (Uhud'da) iki ordu karsilastigi gün, sizi birakip gidenleri, sirf isledikleri bazi hatalar yüzünden seytan (yerlerinden) kaydirmisti. Yine de Allah onlari affetti. Çünkü Allah, çok bagislayicidir, halîmdir.

156. Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çikan veya savasan kardesleri hakkinda: "Eger bizim yanimizda kalsalardi ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayin. Allah bu kanaati onlarin kalplerine (kaybettikleri yakinlari için onulmaz) bir hasret (yarasi) olarak koydu. Cani veren de alan da Allah'tir. Allah, yaptiklarinizi hakkiyla görür.

157. Eger Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, sunu bilin ki, Allah'in magfireti ve rahmeti onlarin topladiklari bütün seylerden daha hayirlidir.

158. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'in huzurunda toplanacaksiniz.

159. O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumusak davrandin! Sayet sen kaba, kati yürekli olsaydin, hiç süphesiz, etrafindan dagilip giderlerdi. Su halde onlari affet; bagislanmalari için dua et; is hakkinda onlara danis. Kararini verdigin zaman da artik Allah'a dayanip güven. Çünkü Allah, kendisine dayanip güvenenleri sever.

160. Allah size yardim ederse, artik size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eger sizi birakiverirse, ondan sonra size kim yardim eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalidirlar.

161. Bir peygambere, emanete hiyanet yarasmaz. Kim emanete (devlet malina) hiyanet ederse, kiyamet günü, hainlik ettigi seyin günahi boynuna asili olarak gelir. Sonra herkese -asla haksizliga ugratilmaksizin-kazandigi tastamam verilir.

162. Allah'in hosnutlugunu gözetenle Allah'in hismina ugrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varis noktasidir.

163. Onlar Allah katinda derece derecedirler. Allah onlarin yaptiklarini görmektedir.

164. Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'in âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ögreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur. Halbuki daha önce onlar apaçik bir sapiklik içinde idiler.

165. (Bedir de) iki katini (düsmaninizin) basina getirdiginiz bir musibet, (Uhud'da) kendi basiniza geldigi için mi "Bu nasil oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandir. Süphesiz Allah'in her seye gücü yeter.

166. Iki birligin karsilastigi gün sizin basiniza gelenler, ancak Allah'in dilemesiyle olmustur ki, bu da, müminleri ayirdetmesi ve münafiklari ortaya çikarmasi için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpisin; ya da savunma yapin" denildigi zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirlige yakin idiler. Agizlariyla, kalplerinde olmayani söylüyorlardi. Halbuki Allah, onlarin içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

167. Iki birligin karsilastigi gün sizin basiniza gelenler, ancak Allah'in dilemesiyle olmustur ki, bu da, müminleri ayirdetmesi ve münafiklari ortaya çikarmasi için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpisin; ya da savunma yapin" denildigi zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirlige yakin idiler. Agizlariyla, kalplerinde olmayani söylüyorlardi. Halbuki Allah, onlarin içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

168. (Evlerinde) oturup da kardesleri hakkinda: "Bize uysalardi öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eger dogru sözlü insanlar iseniz, canlarinizi ölümden kurtarin bakalim!" de.

169. Allah yolunda öldürülenleri sakin ölü sanmayin. Bilakis onlar diridirler; Rableri yaninda riziklara mazhar olmaktadirlar.

170. Allah'in, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarindan gelecek ve henüz kendilerine katilmamis olan sehit kardeslerine de hiçbir keder ve korku bulunmadigi müjdesinin sevincini duymaktadirlar.

171. Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'in, müminlerin ecrini zayi etmeyecegi müjdesinin sevinci içindedirler.

172. Yara aldiktan sonra yine Allah'in ve Peygamber'in çagrisina uyanlar (özellikle) bunlarin içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardir.

173. Bir kisim insanlar, müminlere: "Düsmanlariniz olan insanlar, size karsi asker topladilar; aman sakinin onlardan!" dediklerinde bu, onlarin imanlarini bir kat daha arttirdi ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.

174. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalik dokunmadan, Allah'in nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'in rizasina uymus oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

175. Iste o seytan, ancak kendi dostlarini korkutur. Su halde, eger iman etmis kimseler iseniz onlardan korkmayin, benden korkun.

176. (Resûlüm) Inkârda yarisanlar sana kaygi vermesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardir.

177. Surasi muhakkak ki, imani verip inkâri alanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elîm bir azap vardir.

178. Inkâr edenler sanmasinlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayirlidir. Onlara ancak günahlarini arttirmalari için firsat veriyoruz. Onlar için alçaltici bir azap vardir.

179. Allah, müminleri (su) bulundugunuz durumda birakacak degildir; sonunda murdari temizden ayiracaktir. Bununla beraber Allah, size gaybi da bildirecek degildir. Fakat Allah, elçilerinden diledigini ayirdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder, takvâ sahibi olursaniz sizin için de çok büyük bir ecir vardir.

180. Allah'in, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasinlar ki o, kendileri için hayirlidir; tersine bu onlar için pek fenadir. Cimrilik ettikleri sey de kiyamet gününde boyunlarina dolanacaktir. Göklerin ve yerin mirasi Allah'indir. Allah bütün yaptiklarinizdan haberdardir.

181. "Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah isitmistir. Onlarin (bu) dediklerini, haksiz yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacagiz ve diyecegiz ki: Tadin o yakici azabi!

182. Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmis oldugunuzun karsiligidir. Yoksa Allah kullarina zulmetmez.

183. "Dogrusu Allah bize, (gökten inen) atesin yiyecegi (yakip kor edecegi) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamizi emretti" diyenlere söyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediginiz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eger dogru insanlar iseniz, ya onlari niçin öldürdünüz?

184. (Resûlüm!) Eger seni yalancilikla itham ettilerse (yadirgama); gerçekten, senden önce apaçik mucizeler, sahifeler ve aydinlatici kitap getiren nice peygamberler de yalancilikla itham edildi.

185. Her canli ölümü tadacaktir. Ve ancak kiyamet günnü yaptiklarinizin karsiligi size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklastirilip cennete konursa o, gerçekten kurtulusa ermistir. Bu dünya hayati ise aldatma metâindan baska bir sey degildir.

186. Andolsun ki, mallariniz ve canlariniz konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müsriklerden birçok üzücü sözler isiteceksiniz. Eger sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapilacak) islerin en degerlisidir.

187. Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açiklayacaksiniz, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almisti. Onlar ise bunu kulak ardi ettiler, onu az bir dünyaliga degistiler. Yaptiklari alis-veris ne kadar kötü!

188. Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadiklari ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardir. Onlar için elem verici bir azap vardir.

189. Göklerin ve yerin hükümranligi Allah'indir. Allah'in her seye gücü yeter.

190. Göklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gündüzün birbiri ardinca gelip gidisinde akliselim sahipleri için gerçekten açik ibretler vardir.

191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanlari üzerine yatarken (her vakit) Allah'i anarlar, göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda derin derin düsünürler (ve söyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu bosuna yaratmadin. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabindan koru !

192. Ey Rabbimiz! Dogrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artik onu rüsvay etmissindir. Zalimlerin hiç yardimcilari yoktur.

193. Ey Rabbimiz! Gerçek su ki biz, "Rabbinize inanin!" diye imana çagiran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'i) isittik, hemen iman ettik. Artik bizim günahlarimizi bagisla, kötülüklerimizi ört, uhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!

194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasitasiyla vâdettiklerini de ikram et ve kiyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; süphesiz sen vâdinden caymazsin!

195. Bunun üzerine Rableri, onlarin dualarini kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadin olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalisan hiçbir kimsenin yaptigini bosa çikarmayacagim. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarindan çikarildilar, benim yolumda eziyete ugradilar, çarpistilar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onlarin kötülüklerini örtecegim ve onlari altlarindan irmaklar akan cennetlere koyacagim. Bu mükâfat, Allah tarafindandir. Allah; karsiligin güzeli O'nun katindadir.

196. Inkârcilarin (refah içinde) diyar diyar dolasmasi, sakin seni aldatmasin!

197. Azicik bir menfaattir o. Sonra onlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü varis yeridir!

198. Fakat Rablerine karsi gelmekten sakinanlar için, Allah tarafindan bir ikram olarak, altlarindan irmaklar akan, ebedî olarak kalacaklari cennetler vardir. Iyi kisiler için Allah katindaki (nimetler) daha hayirlidir.

199. Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun egerek iman ederler. Allah'in âyetlerini az bir paraya satmazlar. Iste onlar için Rableri katinda ecirleri vardir. Süphesiz Allah, hesabi çabuk olandir.

200. Ey iman edenler! Sabredin; (düsman karsisinda) sebat göster

3-Âl-ı imrân Suresinden sonra Sıradaki sura


4-EN-NİSÂ Suresi  Hicretten sonra Medine'de nâzil olmustur, 176 (yüzyetmisalti) âyettir. "Nisâ" kadinlar demektir. 

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah-ı İlahi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I İLAHİ  Anadolu'da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdullah'dır. Molla İlahi, Şeyh-i Simavi olarak da bilinir. O zamanki Germiyan vilayetinin (Kütahya'nın), Simav kasabasında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1490 (H. 896) senesinde Rumeli Vardar Yenicesinde vefat etti.Kabri oradadır.


İlk öğrenimini doğum yerinde yapan Abdullah-ı İlahi daha sonra İstanbul'a giderek Zeyrek Medresesine girdi. Zamanın en meşhur alimlerinin derslerinde bulundu. Hocası Alaaddin Ali Tusi ile birlikte İran'a gitti.  Yeni rehber ansiklopedisi Kirman'da hocasının ve diğer alimlerin derslerine devam etti. Daha sonra Semerkand'a gidip devrin en meşhur velisi, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine talebe olup, onun sohbetlerinde bulundu ve tasavvufta yetişti. 
İcazet (diploma) aldıktan sonra hocasının işaretiyle Buhara'ya gitti. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin kabrini ziyaret edip, burada bir yıl kaldı. 
İbadetle meşgul oldu. Sonra Semerkand'a dönüp hocasının sohbetlerine…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

Abduh-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDUH  Mısırlı yazar ve din adamı. İsmi Muhammed Abduh olup, Abduh diye meşhur olmuştur. 1849'da Mısır'da doğdu. 1905'te yine burada öldü. İlk tahsiline Tanta'da başladı. Bir müddet sonra medreseyi terk ederek köyüne döndü ve ziraatle meşgul oldu. Babasının ısrarı ile tekrar tahsile başladı.


1866'da Kahire'ye giderek Cami-ül-Ezher Medresesine girdi. Bu sırada tasavvufla meşgul oldu. 1872'de Ehl-i sünnet itikadına aykırı sözleri yüzünden İstanbul'dan kovulup, Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani ile tanışıp, onun derslerine devam etti. Onun din ve siyasette ıslah adını verdiği reformcu fikirlerinin tesirinde kaldı. Bu suretle İslam alimlerinin nakli esas alıp, aklı onun hizmetçisi yapan yolundan ayrıldı. Bundan sonra dini meselelerde İslam alimlerine bağlı kalmadan kendi görüşüyle konuşmaya ve hüküm vermeye başladı. Fransızcayı öğrenerek bu dille yazılmış eserleri okudu. Avrupalı müsteşriklerin (doğu ilimleri ile uğraşan Avrupalıların) tesirinde kaldı. Felsefi fikir…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Abant Gölü-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABANT GÖLÜ Türkiye’nin kuzeybatı kesiminde, Bolu ilinin güney batısında etrafı çamlık tepelerle çevrili, tabii manzarası çok güzel bir göl. 
Batı Karadeniz sıradağlarına dahil, Bolu, Düzce ve Mudurnu arasında uzanan Abant Dağlarının kuzey batısında olup, Bolu’nun 34 km güney batısında yer alır. 
Yüzölçümü 1.28 kilometrekaredir. Denizden yüksekliği 1298 metredir. Abant Deresi vadisinde heyelan sonucu meydana gelmiş set (tabii baraj) gölüdür. 
Suyunun bir kısmı Abant Deresi ile Bolu Çayına dökülür. Suyu tatlı ve durudur. Gölün suyu o derece berraktır ki, 20-25 m derinlikteki taşlar görülür. 
Etraftaki çamları ve yeşilliği bir ayna gibi aksettirir. Gölün etrafı çam, kayın, gürgen ve köknar ağaçları ile süslüdür. 
Kuzeybatı bölümünde geniş bir alanı kaplayan yarı bataklık, hızla genişleyerek zamanla gölün daralmasına sebep olmuştur.
Kıyı boyunca 7600 m uzunluğunda bir gezinti yolu vardır. Gölde sandal, kayık ve motorla gezilir. Şiddetli kışlarda göl buz tutar. 
Etrafını çevreleyen dağlar kış sporlarına e…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?