FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




24-en-NÛR



64 (altmisdört) âyetten ibaret olan sûrenin tamami Medine'de nâzil olmustur. "Nûr âyeti" diye bilinen 35. âyette Allah'in, gökleri ve yeri aydinlatan nûrundan bahsedildigi için "Nûr sûresi" adini almistir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. (Bu) Bizim inzâl ettigimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kildigimiz bir sûredir. Belki düsünüp ögüt alirsiniz diye onda açik seçik âyetler indirdik. 

2. Zina eden kadin ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inaniyorsaniz, Allah'in dininde (hükümlerini uygularken) onlara aciyacaginiz tutmasin. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun. 

3. Zina eden erkek, zina eden veya müsrik olan bir kadindan baskasi ile evlenmez; zina eden kadinla da ancak zina eden veya müsrik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram kilinmistir. 

4. Namuslu kadinlara zina isnadinda bulunup, sonra (bunu isbat için) dört sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artik onlarin sahitligini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdirlar. 

5. Ancak bundan sonra tevbe edip islah olanlar müstesnadir. Allah çok bagislayici ve merhametlidir. 

6. Eslerine zina isnadinda bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onlarin her birinin sahitligi, kendisinin dogru söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ederek sahitlik etmesi, besinci defa da, eger yalan söyleyenlerden ise Allah'in lânetinin kendi üzerine olmasini dilemesidir. 

7. Eslerine zina isnadinda bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onlarin her birinin sahitligi, kendisinin dogru söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ederek sahitlik etmesi, besinci defa da, eger yalan söyleyenlerden ise Allah'in lânetinin kendi üzerine olmasini dilemesidir. 

8. Kadinin, kocasinin yalan söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ve sahitlik etmesi,kendisinden cezayi kaldirir. 

9.Besinci defa da, eger (kocasi) dogru söyleyenlerden ise Allah'in gazabinin kendi üzerine olmasini diler. 

10. Ya Allah'in size bol lütfu ve merhameti bulunmasaydi ve Allah, tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydi (haliniz nice olurdu)! 

11. (Peygamber'in esine) bu agir iftirayi uyduranlar süphesiz sizin içinizden bir guruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayin, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kisiye, günah olarak ne islemisse (onun karsiligi ceza) vardir. Onlardan (elebaslik yapip) bu günahin büyüklügünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardir. 

12. Bu iftirayi isittiginizde erkek ve kadin müminlerin, kendi vicdanlari ile hüsnüzanda bulunup da: "Bu, apaçik bir iftiradir" demeleri gerekmez miydi? 

13. Onlarin (iftiracilarin) da bu konuda dört sahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki sahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancilarin ta kendisidirler. 

14. Eger dünyada ve ahirette Allah'in lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydi, içine daldiginiz bu iftiradan dolayi size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi. 

15. Çünkü siz bu iftirayi, dilden dile birbirinize aktariyor, hakkinda bilgi sahibi olmadiginiz seyi agizlarinizda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz oldugunu saniyorsunuz. Halbuki bu, Allah katinda çok büyük (bir suç) tur. 

16. Onu duydugunuzda: "Bunu konusup yaymamiz bize yakismaz. Hâsâ! Bu, çok büyük bir iftiradir" demeli degil miydiniz? 

17. Eger inanmis insanlarsaniz, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakindirip uyarir. 

18. Ve Allah âyetleri size açikliyor. Allah, (isin iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

19. Inananlar arasinda çirkin seylerin yayilmasini arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. 

20. Ya sizin üstünüze Allah'in lütuf ve merhameti olmasaydi, Allah çok sefkatli ve merhametli olmasaydi (haliniz nice olurdu)! 

21. Ey iman edenler! Seytanin adimlarini takip etmeyin. Kim seytanin adimlarini takip ederse, muhakkak ki o, edepsizligi (yüzkizartici suçlari) ve kötülügü emreder. Eger üstünüzde Allah'in lütuf ve merhameti olmasaydi, içinizden hiçbir kimse asla temize çikamazdi. Fakat Allah diledigini arindirir. Allah isitir ve bilir. 

22. Içinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarindan) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bagislasinlar; feragat göstersinler. Allah'in sizi bagislamasini arzulamaz misiniz? Allah çok bagislayandir, çok merhametlidir. 

23. Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadinlara zina isnadinda bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmislerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardir. 

24.O gün dilleri,elleri ve ayaklari, yapmis olduklarindan dolayi aleyhlerinde sahitlik edecektir. 

25. O gün Allah onlara gerçek cezalarini tastamam verecek ve onlar Allah'in apaçik gerçek oldugunu anlayacaklardir. 

26. Kötü kadinlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadinlara; temiz kadinlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadinlara yarasir. Bu sonuncular, (iftiracilarin) söylediklerinden çok uzaktirlar. Kendileri için bagislanma ve güzel bir rizik vardir. 

27. Ey iman edenler! Kendi evinizden baska evlere, geldiginizi farkettirip (izin alip) ev halkina selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düsünüp anlarsiniz. 

28. Orada hiçbir kimse bulamadinizsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranistir. Allah, yaptiginizi bilir. 

29. Içinde kendinize ait esyanin bulundugu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakinca yoktur. Allah, sizin açiga vurduklarinizi da, gizlediklerinizi de bilir. 

30. (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, irzlarini da korumalarini söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranistir. Süphesiz Allah, onlarin yapmakta olduklarindan haberdardir. 

31. Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kisimlari müstesna olmak üzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas örtülerini, yakalarinin üzerine (kadar) örtsünler. Kocalari, babalari, kocalarinin babalari, kendi ogullari, kocalarinin ogullari, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari (mümin kadinlar), ellerinin altinda bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadinina sehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadinlarin gizli kadinlik hususiyetlerinin farkinda olmayan çocuklardan baskasina zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduklari zinetleri anlasilsin diye ayaklarini yere vurmasinlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtulusa eresiniz. 

32. Aranizdaki bekârlari, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverisli olanlari evlendirin. Eger bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onlari zenginlestirir. Allah, (lütfu) genis olan ve (her seyi) bilendir. 

33. Evlenme imkânini bulamayanlar ise; Allah, lütfu ile kendilerini varlikli kilincaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altinda bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayir (kabiliyet ve güvenilirlik). görüyorsaniz, hemen mükâtebe yapin. Allah'in size vermis oldugu malindan siz de onlara verin. Dünya hayatinin geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhsa zorlamayin. Kim onlari zor altinda birakirsa, bilinmelidir ki zorlanmalarindan sonra Allah (onlar için) çok bagislayici ve merhametlidir. 

34. Andolsun ki biz size (gerekeni) açik açik bildiren âyetler, sizden önce yasayip gitmis olanlardan örnekler ve takvâya ulasmis kimseler için ögütler indirdik. 

35. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yildiz gibidir ki, doguya da, batiya da nisbet edilemeyen mübarek bir agaçtan, yani zeytinden (çikan yagdan) tutusturulur. Onun yagi, neredeyse, kendisine ates degmese dahi isik verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah diledigi kimseyi nûruna eristirir. Allah insanlara (iste böyle) temsiller getirir. Allah her seyi bilir. 

36. (Bu kandil) birtakim evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anilmasina izin vermistir. Orada sabah aksam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki; 

37. Onlar, ne ticaret ne de alis-verisin kendilerini Allah'i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekât vermekten alikoyamadigi insanlardir. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak oldugu bir günden korkarlar. 

38. Çünkü (o günde) Allah, onlari yaptiklarinin en güzeli ile mükâfatlandiracak ve lütfundan onlara fazlasiyla verecektir. Allah, diledigini hesapsiz riziklandirir. 

39. Inkâr edenlere gelince, onlarin amelleri, issiz çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardiginda orada herhangi bir sey bulamamis, üstelik yanibasinda da (inanmadigi, kendisinden sakinmadigi) Allah'i bulmustur; Allah ise, onun hesabini tastamam görmüstür. Allah hesabi çok çabuk görür. 

40. Yahut (o kâfirlerin duygu, düsünce ve davranislari) engin bir denizdeki yogun karanliklar gibidir; (öyle bir deniz) ki, onu dalga üstüne dalga kapliyor; üstünde de bulut... Birbiri üstüne karanliklar... Insan, elini çikarip uzatsa, neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah nûr vermemisse, artik o kimsenin aydinliktan nasibi yoktur. 

41. Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuslarin Allah'i tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasini ve tesbihini (ögrenmis) bilmistir. Allah, onlarin yapmakta olduklarini hakkiyle bilir. 

42. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir; dönüs de ancak O'nadir. 

43. Görmez misin ki Allah bir takim bulutlari (çikarip) sürüyor; sonra onlari bir araya getirip üstüste yigiyor. Iste görüyorsun ki bunlar arasindan yagmur çikiyor. O, gökten, oradaki daglardan (daglar büyüklügünde bulutlardan) dolu indirir. Artik onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; (bu bulutlarin) simseginin pariltisi neredeyse gözleri alir! 

44. Allah, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Süphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardir. 

45. Allah, her canliyi sudan yaratti. Iste bunlardan kimi karni üstünde sürünür, kimi iki ayagi üstünde yürür, kimi dört ayagi üstünde yürür... Allah diledigini yaratir; süphesiz Allah her seye kadirdir. 

46. Andolsun biz (bilmediklerinizi size) açik seçik bildiren âyetler indirdik. Allah, diledigini dogru yola iletir. 

47. (Bazi insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inandik ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmis degillerdir. 

48. Onlar, aralarinda hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çagirildiklarinda, bakarsin ki içlerinden bir kismi yüz çevirip dönerler. 

49. Ama, eger (Allah ve Resûlünün hükmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona boyun egip gelirler. 

50. Kalplerinde bir hastalik mi var; yoksa süphe içinde midirler, yahut Allah ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haksizlik edeceginden mi korkuyorlar? Hayir, asil zalimler kendileridir! 

51. Aralarinda hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak "Isittik ve itaat ettik" demeleridir. Iste asil bunlar kurtulusa erenlerdir. 

52. Her kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder, Allah'a saygi duyar ve O'ndan sakinirsa, iste asil bunlar mutluluga erenlerdir. 

53. (Münafiklar), sen hakikaten kendilerine emrettigin takdirde mutlaka (savasa) çikacaklarina dair, en agir yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. Itaatiniz malûmdur! Bilin ki Allah, yaptiklarinizdan haberdardir. 

54. De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eger yüz çevirirseniz sunu bilin ki, Peygamber'in sorumlulugu kendisine yüklenen (teblig görevini yapmak), sizin sorumlulugunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz. Peygamber'e düsen, sadece açik-seçik duyurmaktir. 

55. Allah, sizlerden iman edip iyi davranislarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kildigi gibi onlari da yeryüzüne sahip ve hakim kilacagini, onlar için begenip seçtigi dini (Islâm'i) onlarin iyiligine yerlestirip koruyacagini ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven saglayacagini vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir seyi bana es tutmazlar. Artik bundan sonra kim inkâr ederse, iste bunlar asil büyük günahkârlardir. 

56. Namazi kilin; zekâti verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz. 

57. Inkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'i) âciz birakacaklarini sanmayasin! Onlarin varacagi yer cehennemdir. Ne kötü varis yeri! 

58. Ey müminler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamis) halde bulunabileceginiz üç vakittir. Bu vakitlerin disinda ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanina girip çikabilirsiniz. Iste Allah âyetleri size böyle açiklar. Allah, (her seyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

59. Çocuklariniz ergenlik çagina girdiklerinde, kendilerinden öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, âyetlerini size böyle açiklar. Allah alîmdir, hakîmdir. 

60. Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmis yasli kadinlarin, zinetleri (yabanci erkeklere) teshir etmeksizin (bazi) elbiselerini çikarmalarinda kendilerine bir vebal yoktur. Iffetli davranmalari kendileri için daha hayirlidir. Allah isitendir, bilendir. 

61. Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacaklari görev yüklenmez; yapamadiklarindan dolayi günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarinizin evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kiz kardeslerinizin evlerinden, amcalarinizin evlerinden, halalarinizin evlerinden, dayilarinizin evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarini uhdenizde bulundurdugunuz yerlerden, yahut dostlarinizin evlerinden yemenizde bir sakinca yoktur. Toplu halde veya ayri ayri yemenizde de bir sakinca yoktur. Evlere girdiginiz zaman, Allah tarafindan mübarek ve pek güzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. Iste Allah, düsünüp anlayasiniz diye size âyetleri böyle açiklar. 

62. Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmis kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir is üzerindeyken ondan izin istemedikçe birakip gitmezler. (Resûlüm!) Su senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmis kimselerdir. Öyle ise, bazi isleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan diledigine izin ver; onlar için Allah'tan bagis dile; Allah magfiret edicidir, merhametlidir. 

63. (Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranizda birbirinizi çagirir gibi çagirmayin. Içinizden, birini siper edinerek sivisip gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykiri davrananlar, baslarina bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakinsinlar. 

64. Bilmis olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. O, sizin ne yolda oldugunuzu iyi bilir. Insanlar O'nun huzuruna döndürüldükleri gün yapmis olduklarini onlara hemen bildirir. Allah, her seyi hakkiyla bilendir. 

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah-ı İlahi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I İLAHİ  Anadolu'da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdullah'dır. Molla İlahi, Şeyh-i Simavi olarak da bilinir. O zamanki Germiyan vilayetinin (Kütahya'nın), Simav kasabasında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1490 (H. 896) senesinde Rumeli Vardar Yenicesinde vefat etti.Kabri oradadır.


İlk öğrenimini doğum yerinde yapan Abdullah-ı İlahi daha sonra İstanbul'a giderek Zeyrek Medresesine girdi. Zamanın en meşhur alimlerinin derslerinde bulundu. Hocası Alaaddin Ali Tusi ile birlikte İran'a gitti.  Yeni rehber ansiklopedisi Kirman'da hocasının ve diğer alimlerin derslerine devam etti. Daha sonra Semerkand'a gidip devrin en meşhur velisi, Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine talebe olup, onun sohbetlerinde bulundu ve tasavvufta yetişti. 
İcazet (diploma) aldıktan sonra hocasının işaretiyle Buhara'ya gitti. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin kabrini ziyaret edip, burada bir yıl kaldı. 
İbadetle meşgul oldu. Sonra Semerkand'a dönüp hocasının sohbetlerine…

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Davranış Bozukluğu NedirGünümüz hızlı tüketim dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir sorundur. Çocukların öfke kontrolü yapamaması veya kendisiyle çatışma haline girme durumunda ortaya çıkan davranışlardır. Davranış bozukluğu olan çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çeker.


Otoriteye itaat etmek onlar için neredeyse imkansızdır. Kendi dünyalarında sürekli bir iç çatışma halinde olduklarından öfkelerini bastırmakta güçlük yaşarlar. Bu öfkeli durum dış dünyalarına genelde saldırganlık olarak yansır. 
Ailelerine ve çevrelerine karşı sesleri hep yüksektir. Vurma, kırma ve hatta çalma eylemleri içine girerler. Bu tip çocuklar iletişime kapalıdırlar. Karşı bir otoritenin kendileriyle iletişime geçmesini istemezler. Bu onları daha da öfkelendirir. 
Sosyal hayata uyum zorluğu yaşayan bu çocuklar bulundukları ortamlarda hemen fark edilir. Sürekli mutsuz ve depresif bir görünüm sergileyerek etraflarına negatif bir enerji saçarlar.
Davranış Bozukluğu Kimlerde GörülürSon zamanlarda yapılan ar…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…

Abduh-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDUH  Mısırlı yazar ve din adamı. İsmi Muhammed Abduh olup, Abduh diye meşhur olmuştur. 1849'da Mısır'da doğdu. 1905'te yine burada öldü. İlk tahsiline Tanta'da başladı. Bir müddet sonra medreseyi terk ederek köyüne döndü ve ziraatle meşgul oldu. Babasının ısrarı ile tekrar tahsile başladı.


1866'da Kahire'ye giderek Cami-ül-Ezher Medresesine girdi. Bu sırada tasavvufla meşgul oldu. 1872'de Ehl-i sünnet itikadına aykırı sözleri yüzünden İstanbul'dan kovulup, Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani ile tanışıp, onun derslerine devam etti. Onun din ve siyasette ıslah adını verdiği reformcu fikirlerinin tesirinde kaldı. Bu suretle İslam alimlerinin nakli esas alıp, aklı onun hizmetçisi yapan yolundan ayrıldı. Bundan sonra dini meselelerde İslam alimlerine bağlı kalmadan kendi görüşüyle konuşmaya ve hüküm vermeye başladı. Fransızcayı öğrenerek bu dille yazılmış eserleri okudu. Avrupalı müsteşriklerin (doğu ilimleri ile uğraşan Avrupalıların) tesirinde kaldı. Felsefi fikir…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?