FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




22-el-HACC


Sûre 78 (yetmissekiz) âyettir. Müfessirlerin çogunluguna göre 19. âyetten itibaren 6 âyet Medine'de, digerleri Mekke'de nâzil olmustur. Bu sûrede, hac farizasinin daha önce Hz. Ibrahim tarafindan baslatildigindan ve Hz. Muhammed (s. a.) tarafindan da devam ettirildiginden bahsedildigi için sûreye "Hac sûresi" denilmistir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

l. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kiyamet vaktinin depremi müthis bir seydir! 

2. Onu gördügünüz gün, her emzikli kadin emzirdigi çocugu unutur, her gebe kadin çocugunu düsürür. Insanlari da sarhos bir halde görürsün. Oysa onlar sarhos degillerdir; fakat Allah'in azabi çok dehsetlidir! 

3. Insanlardan, bilgisi olmaksizin Allah hakkinda tartismaya giren ve her inatçi seytana uyan birtakim kimseler vardir. 

4. Onun (seytan) hakkinda söyle yazilmistir: Kim onu yoldas edinirse bilsin ki (seytan) kendisini saptiracak ve alevli atesin azabina sürükleyecektir. 

5. Ey insanlar! Eger yeniden dirilmekten süphede iseniz, sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan), sonra uzuvlari (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmis canli et parçasindan (uzuvlari zamanla olusan ceninden) yarattik ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve diledigimizi, belirlenmis bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak disari çikaririz. Sonra güçlü çaginiza ulasmaniz için (sizi büyütürüz). Içinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çagina kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yagmur indirdigimizde o, kipirdanir, kabarir ve her çesitten (veya çiftten) iç açici bitkiler verir. 

6. Çünkü Allah hakkin ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her seye hakkiyla kadirdir. 

7. Kiyamet vakti de gelecektir; bunda süphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldiracaktir. 

8. Insanlardan bazisi, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin, Allah hakkinda tartisir. 

9. Allah yolundan saptirmak için yanini egip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkinda tartismaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardir; kiyamet gününde ise ona yakici azabi tattiracagiz. 

10. Iste bu, önceden yapip ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarina haksizlik edici degildir. 

11. Insanlardan kimi Allah'a yalniz bir yönden kulluk eder. Söyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete ugrarsa çehresi degisir (dinden yüz çevirir). O, dünyasini da, ahiretini de kaybetmistir. Iste bu, apaçik ziyanin ta kendisidir. 

12. O, Allah'i birakip, kendisine ne faydasi, ne de zarari dokunacak olan seylere yalvarir. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapikligin ta kendisidir. 

13. O, zarari faydasindan daha (akla) yakin olan bir varliga yalvarir. O (yalvardigi), ne kötü bir yardimci, ne kötü bir dosttur! 

14. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunan kimseleri, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Süphesiz Allah diledigi seyi yapar. 

15. Her kim, Allah'in, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardim etmeyecegini zannetmekte ise, (Allah ona yardim ettigine göre) artik o kimse tavana bir ip atsin; (bogazina geçirsin); sonra da (ayagini yerden) kessin! Simdi bu kimse baksin! Acaba, hilesi (bu yaptigi), öfke duydugu seyi (Allah'in Peygamber'e yardimini) gerçekten engelleyecek mi? 

16. Iste böylece biz o Kur'an'i açik seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek su ki Allah diledigi kimseyi dogru yola sevkeder. 

17. Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hiristiyanlar, mecûsîler ve müsrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasinda kiyamet gününde (ayri ayri) hükmünü verir. Çünkü Allah her seyi hakkiyla bilendir. 

18. Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, günes, ay, yildizlar, daglar, agaçlar, hayvanlar ve insanlarin birçogu Allah'a secde ediyor; birçogunun üzerine de azap hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kilarsa, artik onu degerli kilacak bir kimse yoktur. Süphesiz Allah diledigini yapar. 

19. Su iki gurup, Rableri hakkinda çekisen iki hasimdir: Imdi, inkâr edenler için atesten bir elbise biçilmistir. Onlarin baslarinin üstünden kaynar su dökülecektir! 

20. Bununla, karinlarinin içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir! 

21. Bir de onlar için demir kamçilar vardir! 

22. Izdiraptan dolayi oradan her çikmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadin bu yakici azabi!" (denilir). 

23. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunanlari, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altin bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir. 

24. Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmisler, övgüye lâyik olan Allah'in yoluna iletilmislerdir. 

25. Inkâr edenler, Allah'in yolundan ve -yerli, tasrali- bütün insanlara esit (kible veya mâbed) kildigimiz Mescid-i Harâm'dan (insanlari) alikoymaya kalkanlar (sunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona aci azaptan tattiririz. 

26. Bir zamanlar Ibrahim'e Beytullah'in yerini hazirlamis ve (ona söyle demistik): Bana hiçbir seyi es tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut. 

27. Insanlar arasinda hacci ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argin develer üzerinde sana gelsinler. 

28. Ta ki kendilerine ait bir takim yararlari yakînen görmeleri, Allah'in kendilerine rizik olarak verdigi kurbanlik hayvanlar üzerine belli günler de Allah'in ismini ansanlar . Artik ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin. 

29. Sonra kirlerini gidersinler; adaklarini yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler. 

30. Durum böyle. Her kim, Allah'in emir ve yasaklarina saygi gösterirse, bu, Rabbinin katinda kendisi için daha hayirlidir. (Haram oldugu) size okunanlarin disinda kalan hayvanlar size helâl kilindi. O halde, pislikten, putlardan sakinin; yalan sözden sakinin. 

31. Kendisine ortak kosmaksizin Allah'in hanifleri (O'nun birligini taniyan müminler olun). Kim Allah'a ortak kosarsa sanki o, gökten düsüp parçalanmis da kendisini kuslar kapmis, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemis (bir nesne) gibidir. 

32. Durum öyledir. Her kim Allah'in hükümlerine saygi gösterirse, süphesiz bu, kalplerin takvâsindandir. 

33. Onlarda (kurbanlik hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakim yararlar vardir. Sonra bunlarin varacaklari (bitecegi) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadardir. 

34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rizik olarak verdiklerimiz üzerine Allah'in adini ansinlar diye- kurban kesmeyi gerekli kildik. Imdi, Ilâhiniz, bir tek Ilah'tir. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâsli ve mütevazi insanlari müjdele! 

35. Onlar öyle kimseler ki, Allah anildigi zaman kalpleri titrer; baslarina gelene sabrederler, namaz kilarlar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden (Allah için) harcarlar. 

36. Biz, büyük bas hayvanlari da sizin için Allah'in (dininin) isaretlerinden (kurban) kildik. Onlarda sizin için hayir vardir. Su halde onlar, ayaklari üzerine dururken üzerlerine Allah'in ismini aniniz (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düstüklerinde ise, artik (cani çiktiginda) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacini gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. Iste bu hayvanlari biz, sükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. 

37. Onlarin ne etleri ne de kanlari Allah'a ulasir; fakat O'na sadece sizin takvâniz ulasir. Sizi hidayete erdirdiginden dolayi Allah'i büyük taniyasiniz diye O, bu hayvanlari böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananlari müjdele! 

38. Allah, iman edenleri korur. Su da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder. 

39. Kendileriyle savasilanlara (müminlere), zulme ugramis olmalari sebebiyle, (savas konusunda) izin verildi. Süphe yok ki Allah, onlara yardima mutlak surette kadirdir. 

40. Onlar, baska degil, sirf "Rabbimiz Allah'tir" dedikleri için haksiz yere yurtlarindan çikarilmis kimselerdir. Eger Allah, bir kisim insanlari (kötülüklerini) diger bir kismi ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'in ismi bol bol anilan manastirlar, kiliseler, havralar ve mescidler yikilir giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardim edenlere muhakkak surette yardim eder. Hiç süphesiz Allah, güçlüdür, galiptir. 

41. Onlar (o müminler) ki, eger kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazi kilar, zekâti verirler, iyiligi emreder ve kötülükten nehyederler. Islerin sonu Allah'a varir. 

42. (Resûlüm!) Eger onlar (inkârcilar) seni yalanliyorlarsa, (sunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanladilar 

43. Ibrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanladilar. 

44.(Suayb'in kavmi olan) Medyen halki da(Sûayb'i) yalanladilar. Musa da yalanlanmisti. Iste ben o kâfirlere süre tanidim, sonra onlari yakaladim. Nasil oldu benim onlari reddim (cezalandirmam)! 

45. Nitekim, birçok memleket vardi ki, o memleket (halki) zulmetmekte iken, biz onlari helâk ettik. Simdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüs) tavanlarin üzerine yikilmistir. Nice kullanilmaz hale gelmis kuyular ve (issiz kalmis) ulu saraylar vardir. 

46. (Sana karsi çikanlar) hiç yeryüzünde dolasmadilar mi? Zira dolassalardi elbette düsünecek kalpleri ve isitecek kulaklari olurdu. Ama gerçek su ki, gözler kör olmaz; lâkin gögüsler içindeki kalpler kör olur. 

47. (Resûlüm!) Onlar senden azabin çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir. 

48. Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onlari yakaladim. Dönüs yalniz banadir. 

49. De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçik bir uyariciyim. 

50. Iman edip sâlih ameller isleyen kimseler için magfiret ve bol rizik vardir. 

51. Ayetlerimiz hakkinda (onlari tesirsiz kilmak için) birbirlerini geri birakircasina yarisanlara gelince, iste bunlar, cehennemliklerdir. 

52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beserî arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafiz ve mana bakimindan) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

53. (Allah, seytanin böyle yapmasina müsaade eder ki) kalplerinde hastalik olanlar ve kalpleri katilasanlar için, seytanin kattigi seyi bir deneme (vesilesi) yapsin. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrilik içindedirler. 

54. Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'in) hakikaten Rabbin tarafindan gelmis bir gerçek oldugunu bilsinler de ona inansinlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavussun. Süphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdogru bir yola yöneltir. 

55. Inkâr edenler, kendilerine o saat ansizin gelinceye, yahut da (kendileri için hayir yönünden) kisir bir günün azabi gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkinda hep süphe içindedirler. 

56. O gün, mülk Allah'indir. Insanlar arasinda hüküm verir. (Bu hüküm geregi) iman edip iyi davranislarda bulunanlar Naîm cennetlerinin içindedirler. 

57. Inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar için alçaltici bir azap vardir. 

58. Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen yahut ölenleri hiç süphesiz Allah güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah, evet O, rizik verenlerin en hayirlisidir. 

59. Allah onlari, herhalde memnun kalacaklari bir girilecek yere sokacaktir. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir. 

60. Iste böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsilik verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalidir ki, Allah ona mutlaka yardim edecektir. Hakikaten Allah çok bagislayici ve magfiret edicidir. 

61. Böylece (Allah, haksizliga ugrayana yardim edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. Su da muhakkak ki Allah, hakkiyla isiten ve görendir. 

62. Böyledir. Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir. O'nun disindaki taptiklari ise bâtilin ta kendisidir. Gerçek su ki Allah, evet O, uludur, büyüktür. 

63. Görmedin mi, Allah, gökten yagnmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeseriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdir. (her seyden) haberdardir. 

64. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalniz O zengindir, övgüye degerdir. 

65. Görmedin mi, Allah, yerdeki esyayi ve emri uyarinca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gögü de, kendi izni olmadikça yer üzerine düsmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok sefkatli ve çok merhametlidir. 

66. O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandir. Gerçekten insan, çok nankördür. 

67. Biz, her ümmete, uygulamakta olduklari bir ibadet tarzi gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu iste seninle çekismesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdogru bir yoldasin. 

68. Eger seninle münakasa ve mücâdeleye girisirlerse: "Allah yaptiginizi çok iyi bilmektedir" de. 

69. Allah kiyamet gününde, ihtilâf etmekte oldugunuz konulara dair aranizda hüküm verecektir. 

70. Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (esya ve olaylarin bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydir. 

71. Onlar, Allah'i birakip, Allah'in kendisine hiçbir delil indirmedigi, kendilerinin dahi hakkinda bilgi sahibi olmadiklari seylere tapiyorlar. Zalimlerin hiç yardimcisi yoktur. 

72. Âyetlerimiz açik açik kendilerine okundugunda, kâfirlerin suratlarinda hosnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanlarin neredeyse üzerlerine saldirirlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzlugunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur! 

73. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; simdi onu dinleyin: Allah'i birakip da yalvardiklariniz (taptiklariniz) bunun için bir araya gelseler bile bir sinegi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. Isteyen de âciz, kendinden istenen de! 

74. Onlar, (Bu âciz putlari Allah'a ortak kosmak suretiyle) Allah'in kadrini hakkiyla bilemediler. Hiç süphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür. 

75. Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Süphesiz Allah isitendir, görendir. 

76. Onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini da, yapacaklarini da) bilir. Bütün isler Allah'a döndürülür. 

77. Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanin; Rabbinize ibadet edin; hayir isleyin ki kurtulusa eresiniz. 

78. Allah ugrunda, hakkini vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babaniz Ibrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size sahit olmasi, sizin de insanlara sahit olmaniz için, O, gerek daha önce (gelmis kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adini verdi. Öyle ise namazi kilin; zekâti verin ve Allah'a simsiki sarilin. O, sizin mevlânizdir. Ne güzel mevlâdir, ne güzel yardimcidir! 

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Davranış Bozukluğu NedirGünümüz hızlı tüketim dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir sorundur. Çocukların öfke kontrolü yapamaması veya kendisiyle çatışma haline girme durumunda ortaya çıkan davranışlardır. Davranış bozukluğu olan çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çeker.


Otoriteye itaat etmek onlar için neredeyse imkansızdır. Kendi dünyalarında sürekli bir iç çatışma halinde olduklarından öfkelerini bastırmakta güçlük yaşarlar. Bu öfkeli durum dış dünyalarına genelde saldırganlık olarak yansır. 
Ailelerine ve çevrelerine karşı sesleri hep yüksektir. Vurma, kırma ve hatta çalma eylemleri içine girerler. Bu tip çocuklar iletişime kapalıdırlar. Karşı bir otoritenin kendileriyle iletişime geçmesini istemezler. Bu onları daha da öfkelendirir. 
Sosyal hayata uyum zorluğu yaşayan bu çocuklar bulundukları ortamlarda hemen fark edilir. Sürekli mutsuz ve depresif bir görünüm sergileyerek etraflarına negatif bir enerji saçarlar.
Davranış Bozukluğu Kimlerde GörülürSon zamanlarda yapılan ar…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…

Abdullah Zühdi Efendi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH ZÜHDİ EFENDİ Osmanlıların son devrinde yetişen meşhur hattatlardan. İsmi, Abdullah Zühdi’dir. Babası, 1835 (H. 1251) senesinde Şam’dan Kütahya’ya gelen Temim-i Dari sülalesinden Nabluslu Abdülkadir Efendidir.


  Bu sebeple yazılarının altına;" Abdullah Zühdi min Sülaleti Temim-i Dari" yazardı. Şam’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1878 (H. 1296) tarihinde Mısır’da vefat etti. Kurafe Kabristanında İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyh) kabri civarına defnedildi.
 Abdullah Zühdi Efendi, Kütahya’dan İstanbul’a geldikten sonra önce Eyyub Türbedarı Reşid Efendiden, sonra zamanının büyük hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendiden sülüs ve nesih öğrendi. Nuruosmaniye Mektebine ve Mühendishane-i Berr-i Hümayuna yazı muallimi tayin edildi. 
Sultan Abdülmecid Han zamanında Hicaz’da yeniden tamir edilen Harem-i şerifin kitabelerini yazmak için 1858 tarihinde hattatlar arasında açılan müsabakada, kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid Han yazıları gözden geçirirken Abdullah Zü…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah Cevdet-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH CEVDET-İCTİHAT DERGİSİOsmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamış siyaset adamı ve yazar. Jön Türkler hareketlerini başlatanlardan ve İttihad ve Terakki Cemiyetinin kurucularından. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Katibi Ömer Vasfi Efendi olup, 9 Eylül 1869'da Arapkir'de doğdu. 1932'de İstanbul'da öldü.


  İlk tahsilini Arapkir'de ve Hozat'ta yaptıktan sonra Mamüretü'l-Aziz (Elazığ) Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisinden de mezun olduktan sonra Mekteb-i Tıbbiyeye girdi. Biyolojik materyalist fikirlerin tesirinde kaldı. 
Dinin insan üzerindeki fonksiyonlarını inkar eden ve her şeyi madde ile açıklamaya çalışan materyalist görüşlere yer veren bazı eserler yazdı. Talebeyken 1889'da tıbbiyeli arkadaşları ile sonradan İttihad ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan İttihad-ı Osmani adlı gizli cemiyeti kurdu. 
Siyasi faaliyetleri sebebiyle birçok defa tutuklandı. 1894'te Mekteb-i Tıbbiyeden mezun oldu. Haydarpaşa Hastahanesinde va…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?