FB Pin G+ Blogcum Ana içeriğe atla




20- TAHA SURESI


135 (yüzotuzbes) âyet olup Mekke'de nâzil olmustur. Sûre, ismini, basindaki Tâ-Hâ harflerinden almistir. Hz. Ömer'in bu sûre vesilesiyle müslüman olusu, Islâm tarihinin önemli bir hatira sayfasidir. Olay, kisaca söyledir: Islâm'in yaman bir düsmani olan Hattâb oglu Ömer, Resûlullah'i öldürme vazifesini üstlenmis ve bu is için yola çikmisti. Ancak, yolda kiz kardesi Fatima ile enistesi Saîd'in müslüman oldugunu ögrenince, önce onlarin isini bitirmeye karar verdi. Tâ-Hâ sûresini okumakta olan kari-koca, Ömer'in geldigini görünce Kur'an sayfalarini sakladilarsa da, Ömer onlari duymustu. Okuduklarini görmek istedigini söyledi. Inkâr etmeleri üzerine Saîd'e saldirdi. Kendisine mâni olmak isteyen Fatima'yi tokatladi. Yüzlerinden kanlar akan Fatima, cesarete gelerek müslüman olduklarini açikça söyledi. Kardesinin haline aciyan Ömer, bu sefer yumusak bir sesle okuduklarini tekrar istedi. Tâ-Hâ sûresinin yazili bulundugu sayfalari okuyunca, Kur'an'in mucizeli tesirinden nasibini alarak Resûlullah'in huzuruna gitti ve müslüman oldu.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Tâ. Hâ. 

2. Biz, Kur'an'i sana, güçlük çekesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ögüt olsun diye indirdik. 

3. Biz, Kur'an'i sana, güçlük çekesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ögüt olsun diye indirdik. 

4. (Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafindan peyderpey indirilmistir. 

5. Rahmân, Ars'a istivâ etmistir. 

6. Göklerde, yerde ve ikisi arasinda bulunan seyler ile topragin altinda olanlar hep O'nundur. 

7. Eger sen, sözü açiktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. 

8. Allah, kendisinden baska ilâh olmayandir. En güzel isimler O'na mahsustur. 

9. (Resûlüm!) Musa (olayinin) haberi sana ulasti mi? 

10. Hani o, bir ates görmüs ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ates gördüm. Belki ondan size bir mes'ale getiririm veya atesin yaninda bir rehber bulurum, demisti. 

11. Oraya vardiginda kendisine (tarafimizdan): Ey Musa! diye seslenildi: 

12. Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarini çikar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasin! 

13. Ben seni seçtim. Simdi vahyedilene kulak ver. 

14. Muhakkak ki ben, yalnizca ben Allah'im. Benden baska ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kil. 

15. Kiyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes pesine kostugu seyin karsiligini bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyecegim. 

16. Ona inanmayan ve nefsinin arzularina uyan kimseler sakin seni ondan (kiyamete inanmaktan) alikoymasin; sonra mahvolursun! 

17. Su sag elindeki nedir, ey Musa? 

18. O, benim asamdir, dedi, ona dayanirim, onunla davarlarima yaprak silkelerim; benim ona baskaca ihtiyaçlarim da vardir. 

19. Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi. 

20. Onu hemen yere atti. Bir de ne görsün, hizla sürünen bir yilan degil mi! 

21. Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu simdi ilk haline sokacagiz. 

22. Bir de elini koltugunun altina sok ki, bir baska mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlikta çiksin. 

23. Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazilarini gösterelim. 

24. Firavun'a git. Çünkü o iyice azdi. 

25. Musa: Rabbim! dedi, yüregime genislik ver. 

26. Isimi bana kolaylastir. 

27. Dilimden (su) bagi çöz. 

28. Ki sözümü anlasinlar. 

29. Bana ailemden bir de vezir (yardimci) ver, 

30. Kardesim Harun'u. 

31. Onun sayesinde arkami kuvvetlendir. 

32. Ve onu isime ortak kil. 

33. Böylece seni bol bol tesbih edelim. 

34. Ve çok çok analim seni. 

35. Süphesiz sen bizi görmektesin. 

36. Allah: Ey Musa! dedi, istedigin sana verildi. 

37. Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmustuk. 

38. Bir zaman, vahyedilecek seyi annene (söyle) vahyetmistik: 

39. Musa'yi sandiga koy; sonra onu denize (Nil'e) birak; deniz onu kiyiya atsin da, benim düsmanim ve onun düsmani olan biri onu alsin. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetistirilmen için sana kendimden sevgi verdim. 

40. Hani, kiz kardesin gidip "Ona bakacak birini size bulayim mi?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endiseden kurtardik. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yillarca Medyen halki arasinda kaldin. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa! 

41. Seni, kendim için elçi seçtim. 

42. Sen ve kardesin birlikte âyetlerimi götürün. Beni anmayi ihmal etmeyin. 

43. Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdi. 

44. Ona yumusak söz söyleyin. Belki o, aklini basina alir veya korkar. 

45. Dediler ki: Rabbimiz! Dogrusu biz, onun bize asiri derecede kötü davranmasindan yahut iyice azmasindan endise ediyoruz. 

46. Buyurdu ki: Korkmayin, çünkü ben sizinle beraberim; isitir ve görürüm. 

47. Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. Israilogullarini hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtulus, hidayete uyanlarindir. 

48. Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir. 

49. Firavun: Rabbiniz de kimmis, ey Musa? dedi. 

50. O da: Bizim Rabbimiz, her seye hilkatini (varlik ve özelligini) veren, sonra da dogru yolu gösterendir, dedi. 

51. Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi. 

52. Musa: Onlar hakkindaki bilgi, Rabbimin yaninda bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanilir ne de unutur, dedi. 

53. O, yeri size besik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çesitli bitkilerden çiftler çikardik. 

54. Yeyiniz; hayvanlarinizi otlatiniz. Süphesiz bunda akil sahipleri için (Allah'in kudretine) isaretler vardir. 

55. Sizi ondan (topraktan) yarattik; yine sizi oraya döndürecegiz ve bir kez daha sizi ondan çikaracagiz. 

56. Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladi ve diretti. 

57. Dedi ki: Bizi, yaptigin büyü ile yurdumuzdan çikarasin diye mi geldin, ey Musa? 

58. Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getirecegiz. Simdi sen, seninle bizim aramizda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyecegimiz uygun bir yerde bulusma zamani ayarla. 

59. Musa: Bulusma zamaniniz, bayram günü, kusluk vaktinde insanlarin toplanma zamani olsun, dedi. 

60. Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarini) topladi; sonra geri geldi. 

6l. Musa onlara: Yazik size! dedi, Allah hakkinda yalan uydurmayin! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! Iftira eden, muhakkak perisan olur. 

62. Bunun üzerine onlar, durumlarini aralarinda tartistilar; gizli gizli fisildastilar. 

63. Söyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çikarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldirmak isteyen iki sihirbazdirlar sadece." 

64. "Öyle ise hilenizi kurun; sonra sira halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmistir." 

65. Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalim. 

66. Hayir, siz atin, dedi. Bir de bakti ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopalari, kendisine gerçekten kosuyor gibi görünüyor. 

67. Musa, birden içinde bir korku duydu. 

68. "Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin." 

69. "Sag elindekini at da, onlarin yaptiklarini yutsun. Yaptiklari, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." 

70. Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandilar; "Harun'un ve Musa'nin Rabbine iman ettik" dediler. 

71. (Firavun) Söyle dedi : Ben size izin vermeden önce ona inandiniz öyle mi! Hakikat su ki o, size büyü ögreten ulunuzdur. Simdi elleriniz ile ayaklarinizi tereddüt etmeden çaprazlama kesecegim ve sizi hurma dallarina asacagim! Böylece, hangimizin azabinin daha siddetli ve sürekli oldugunu iyice anlayacaksiniz. 

72. Dediler ki: "Seni, bize gelen açik açik mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacagini yap! Sen, ancak bu dünya hayatinda hükmünü geçirebilirsin." 

73. "Bize, hatalarimizi ve senin bize zorla yaptirdigin büyüyü bagislamasi için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfati) en hayirli ve (cezasi) en sürekli olandir." 

74. Surasi muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varirsa, cehennem sirf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yasar! 

75. Kim de iyi davranislarda bulunmus bir mümin olarak O'na varirsa, üstün dereceler iste sirf bunlar içindir. 

76. Içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan Adn cennetleri! Iste arinanlarin mükâfati budur. 

77. Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarimla birlikte geceleyin yola çik da (size) yetisilmesinden korkmaksizin ve (bogulmaktan) endise etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmistik. 

78. Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onlarin pesine düstü. Deniz onlari gömüp boguverdi. 

79. Firavun, kavmini saptirdi, dogru yola sevketmedi. 

80. Ey Israilogullari! Sizi düsmaninizdan kurtardik; Tûr'un sag tarafina (gelmeniz için) size vâde tanidik ve size kudret helvasi ile bildircin eti lütfettik. 

81. Size rizik olarak verdiklerimizin temiz olanlarindan yeyiniz, bu hususta taskinlik ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabim çarpar. Her kim ki kendisini gazabim çarparsa, hakikaten o, yikilip gitmistir. 

82. Su da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararli is yapan, sonra (böylece) dogru yolda giden kimseyi bagislarim. 

83. Seni acele ile kavminden ayrilmaya sevkeden nedir, ey Musa! 

84. Musa: Iste, dedi, onlar da benim pesimdeler. Ben, memnun olasin diye sana acele ile geldim Rabbim. 

85. Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan Israilogullarini) imtihan ettik ve Sâmirî onlari yoldan çikardi. 

86. Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamis miydi? Su halde size zaman mi çok uzun geldi, yoksa üstünüze Rabbinizin gazabinin inmesini mi istediniz ki, bana olan vâdinizden döndünüz? 

87. Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Misir'lilarin) zinet esyasindan bir takim agirliklar yüklenmis, sonra da onlari atmistik; ayni sekilde Sâmirî de atmisti. 

88. Bu adam, onlar için, bögürebilen bir buzagi heykeli icat etti. Bunun üzerine: Iste, dediler, bu, sizin de, Musa'nin da tanrisidir. Fakat onu unuttu. 

89. O seyin, kendilerine hiçbir sözle mukabele edemeyecegini, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermek gücünde olmadigini görmezler mi? 

90. Hakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demisti, siz bunun yüzünden sadece fitneye ugradiniz. Sizin Rabbiniz süphesiz çok merhametli olan Allah'tir. Su halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz. 

91. Onlar: Biz, dediler, Musa aramiza dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyecegiz! 

92. (Musa, döndügünde)Dedi: Ey Harun! bunlarin dalâlete düstüklerini gördügün vakit seni engellegen ne oldu. 

93. (Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime âsi mi oldun? 

94. (Harun:) Ey annemin oglu! dedi, saçimi sakalimi, yolma! Ben, senin: "Israilogullarinin arasina ayrilik düsürdün; sözümü tutmadin!" demenden korktum. 

95. Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi. 

96. O da: Ben, onlarin görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alip onu (erimis mücevheratin içine) attim. Bunu böyle nefsim bana hos gösterdi, dedi. 

97. Musa: Defol! dedi, artik hayatin boyunca sen: "Bana dokunmayin!" diyeceksin. Ayrica senin için, kurtulamayacagin bir ceza günü var. Tapmakta oldugun tanrina da bak! Yemin ederim, biz onu yakacagiz; sonra da onu parça parça edip denize savuracagiz! 

98. Sizin ilâhiniz, yalnizca, kendisinden baska ilâh olmayan Allah'tir. O'nun ilmi her seyi kusatmistir. 

99. (Resûlüm!) Iste böylece geçmistekilerin haberlerinden bir kismini sana anlatiyoruz. Süphesiz ki, tarafimizdan sana bir zikir verdik. 

100. Kim ondan yüz çevirirse, süphesiz ki kiyamet gününde o, agir bir günah yükünü yüklenecektir. 

101. Bu kimseler, onda (o günah yükünün altinda) ebedî kalirlar. Onlar için kiyamet gününde bu ne kötü bir yüktür! 

102. O günde Sûr'a üflenir ve biz o zaman günahkârlari, gözleri (korkudan) gömgök bir halde mahserde toplariz. 

103. Aralarinda birbirlerine gizli gizli söyle derler: "Dünyada sadece on gün kaldiniz." 

104. Aralarinda konustuklari konuyu biz daha iyi biliriz. Onlarin en olgun ve akilli olani o zaman: "Bir günden fazla kalmadiniz" der. 

105. (Resûlüm!) Sana daglar hakkinda sorarlar. De ki: Rabbim onlari ufalayip savuracak. 

106. Böylece yerlerini dümdüz, bombos birakacaktir. 

107. Orada ne bir inis, ne de bir yokus görebileceksin. 

108. O gün insanlar, dâvetçiye (Israfil'e) uyacaklar. Ona karsi yan çizmek yoktur. Artik, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kisilmistir. Bu yüzden, fisiltidan baska bir ses isitemezsin. 

109. O gün, Rahmân'in izin verdigi ve sözünden hoslandigindan baskasinin sefaati fayda vermez. 

110. O, insanlarin geleceklerini de geçmislerini de bilir. Onlarin ilmi ise bunu kapsayamaz: 

111. Bütün yüzler (insanlar), diri ve her seye hakim olan Allah için egilip boyun bükmüstür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perisan olmustur. 

112. Her kim, mümin olarak iyi olan islerden yaparsa, artik o, ne zulümden ne de hakkinin çignenmesinden korkar. 

113. (Resûlüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazlari tekrar tekrar açikladik. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar. 

114. Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'i (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artir" de. 

115. Andolsun biz, daha önce de Âdem'e ahit (emir ve vahiy) vermistik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadik. 

116. Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demistik. Onlar hemen secde ettiler; yalniz Iblis hariç. O, diretti. 

117. Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de esin için büyük bir düsmandir. Sakin sizi cennetten çikarmasin; sonra yorulur, sikinti çekersin! 

118. Simdi burada senin için ne acikmak vardir, ne de çiplak kalmak. 

119. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sicaktan da bunalmayacaksin. 

120. Derken seytan onun aklini karistirip "Ey Adem! dedi, sana ebedîlik agacini ve sonu gelmez bir saltanati göstereyim mi?" 

121. Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayip yerleri göründü. Üstlerini cennet yapragi ile örtmeye çalistilar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu sasirdi. 

122. Sonra Rabbi onu seçkin kildi; tevbesini kabul etti ve dogru yola yöneltti. 

123. Dedi ki: Birbirinize düsman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artik benden size hidayet geldiginde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz. 

124. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse süphesiz onun sikintili bir hayati olacak ve biz onu, kiyamet günü kör olarak hasredecegiz. 

125. O: Rabbim! Beni niçin kör olarak hasrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der. 

126. (Allah) buyurur ki: Iste böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onlari unuttun. Bugün de ayni sekilde sen unutuluyorsun! 

127. Dogru yoldan sapani ve Rabbinin âyetlerine inanmayani iste böyle cezalandiririz. Ahiret azabi, elbette daha siddetli ve daha süreklidir. 

128. Bizim, onlardan önce nice nesilleri helâk etmis olmamiz kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onlarin yurtlarinda gezip dolasirlar. Bunda, elbette ki akil sahipleri için nice ibretler vardir. 

129. Eger Rabbinden, daha önce sâdir olmus bir söz ve tayin edilmis bir vâde olmasaydi, (ceza onlar için de dünyada) kaçinilmaz olurdu. 

130. (Resûlüm!) Sen, onlarin söylediklerine sabret. Günesin dogmasindan önce de batmasindan önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kisim saatleri ile gündüzün etrafinda (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hosnut olasin, (Allah da senden!). 

131. Sakin, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandirdigimiz dünya hayatinin çekiciligine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayirli, hem de daha süreklidir. 

132. Ailene namazi emret; kendin de ona sabirla devam et. Senden rizik istemiyoruz; (aksine) biz seni riziklandiriyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir. 

133. Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli degil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçik delili (Kur'an) onlara gelmedi mi? 

134. Eger biz, bundan (Kur'an'dan) önce onlari bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki söyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, su asagiliga ve rüsvayliga düsmeden önce âyetlerine uysaydik! 

135. De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakinda anlayacaksiniz; dogru düzgün yolun yolculari kimmis ve hidayette olan kimmis! 

Yorumlar

Tüm Zamanların En Çok Okunan Yayınları

Kahvenin Çeşitli Faydaları

Kahvenin zayıflamaya etkisiKahvenin zayıflamaya olan etkisinin nedeni Kahvenin içinde bulunan kafein , niasin , mikro elementler ve antioksidanlar olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.



Metabolizmayı hızlandırıyor. Metabolizmayı azda olasa hızlandıran kahve ,  Kişinin dinlenirken harcadığı enerji tüketiminin artmasını sağlıyor.
Beyne olan kan akışını arttırıyor ve kişinin kendisini daha zinde hissetmesini ve dikkat yoğunluğunun artmasını sağlıyor.

Sütlü kahve Sütlü kahve içildiği zaman vücuda dengeli protein karbonhidrat ve yağ girişi sağlanıyor böylelikle kişi daha uzun sure tokluk hissediyor.
insülin direncini kırıcı etkisinden dolayı tatlı ihtiyacınızı azaltır. Canınız tatlı çektiğinde kahve içerseniz bu ihtiyacınızın giderildiğini göreceksiniz.

Şeker hastaları dikkat Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor Araştırmalar sonucunda şeker hastalığını önlemede etkili olabileceği sonucuna varılıyor.
Düzenli tüketildiğinde ise alzheimer ve parkinson hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği konusunda çal…

Kahvenin Zararları

Kahvenin zararları Sevenlerini Üzecek.Kahvenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluğa  iyi geldiği herkes tarafından biliniyor.
Fakat fazla tüketildiğinde bu geçici faydalarından da, nasiplenemez aksine çok ciddi zararlar görebilirsiniz,  Aman dikkat!
Kahvenin gün içinde 3\4 fincan tüketilmesi Tansiyonunuzu yükseltebilir Edinburgh Üniversitesinin günde 4\5 fincan kahve içenlerin üzerinde yaptığı araştırmada, kandaki basıncın hızla yükseldiği görüldü. 
Yapılan testler sonucunda, fazla kahve tüketimi tansiyonu hızla yükselttiği gözlemlendi.

Mide ülseri olanlar kahve tüketirken dikkatli olmalı! Tabiki kahvenin mide ülserine yol açtığı yoktur, Fakat hali hazırda ülser gibi bir rahatsızlığınız varsa, kahve tüketmeniz rahatsızlığınızı arttıracaktır. 
Bu nedenle ülserli kişiler kahve tüketiminden kaçınmalıdır.

Şeker hastaları da kahveden uzak durmalı Amerikalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, Yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle  birlikte tüketilen kahvenin  Tip2 şeker hastalığını kö…

Abdest-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDEST Alm. Rituelle Waschung (f), Fr. Ablution (f), İng. Ritual Ablution. İslamiyette ibadetlerden önce yapılan temizlik (hadesten taharet). 
Abdest kelimesi; “el suyu, el yıkama suyu” anlamında Farsça birleşik bir kelimedir. Arapçada ise "vudu" denir. Bu da temizlik, güzellik anlamındadır. Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, ilk vahyi getirdikten sonra Mekke'nin yukarısındaki vadide Peygamber efendimizin yanında abdest aldı. O da melekten gördüğü gibi abdest aldı. Böylece İslamiyette ilk abdest alınmış oldu. 


Bundan sonra Cebrail aleyhisselam imam oldu, iki rek'at namaz kıldılar. Sonra melek göklere doğru yükselip gözden kayboldu. Peygamber efendimiz büyük bir ferahlık içinde evine döndü. Durumu hanımı hazret-i Hadice'ye anlattı; ona melekten gördüğü gibi abdest almayı öğretti ve iki rek'at namaz kıldırdı.
Böylece İslamiyetin başlangıcında abdest ve namaz ibadeti de yapılmaya başlandı. Abdestle ilgili olarak Kur'an-ı kerimin Maide suresi altıncı ayet-i kerimesinde m…

Abdi İpekçi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDİ İPEKÇİ  Gazeteci, yazar. 1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lilesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürütenAbdi İpekçi,

Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Hayatı boyunca Atatürk ilkelerinin ve özellikle laikliğin savunuculuğunu yaptı.  1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında bir terörist tarafından öldürüldü. Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri var…

AdSense Yetersiz İçerik Sorununun Çözümü

AdSense Yetersiz İçerik Sorunu Evet arkadaşlar, birçok site sahibinin AdSenseyi tercih etmesinin sebebi malumdur,
AdSense bu konuda dünyanın en iyisidir, bu nedenle`de AdSense siteleri bir takım kriterlere uyup uymadığı konusunda inceler ve uygun olan sitelere onay verir.
Bu kriterlerin ne olduğuna AdSense Politikalarını inceleyerek bakabilirsiniz.

Tabi kullanıcılar bu kriterleri bilmelerine ve bu kriterlere uygun site ve yayın yapmalarına rağmen bir türlü sitelerine onay alamamaktadır.

Bende bu kişilerden biriydim ve çok sıkıntılar çektim, 
Belkide AdSenseden en kolay onay alan, en kolay kaybeden, ve en zor geri alan birisiyimdir.

Maruz kaldığım tüm bu sorunlar neticesinde edindiğim tecrübeyi sizlere aktararak AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü nü anlatmaya çalışacağım, umarım sizlere bir faydam dokunur. 


İnternet`de AdSense Yetersiz içerik sorununun çözümü ile ilgili konuları araştırdığımızda hemen hemen hepsinde yetersiz içerik sorununun nedeni olarak, sitedeki içerik (yayın) sayısı…

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Davranış Bozukluğu NedirGünümüz hızlı tüketim dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir sorundur. Çocukların öfke kontrolü yapamaması veya kendisiyle çatışma haline girme durumunda ortaya çıkan davranışlardır. Davranış bozukluğu olan çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çeker.


Otoriteye itaat etmek onlar için neredeyse imkansızdır. Kendi dünyalarında sürekli bir iç çatışma halinde olduklarından öfkelerini bastırmakta güçlük yaşarlar. Bu öfkeli durum dış dünyalarına genelde saldırganlık olarak yansır. 
Ailelerine ve çevrelerine karşı sesleri hep yüksektir. Vurma, kırma ve hatta çalma eylemleri içine girerler. Bu tip çocuklar iletişime kapalıdırlar. Karşı bir otoritenin kendileriyle iletişime geçmesini istemezler. Bu onları daha da öfkelendirir. 
Sosyal hayata uyum zorluğu yaşayan bu çocuklar bulundukları ortamlarda hemen fark edilir. Sürekli mutsuz ve depresif bir görünüm sergileyerek etraflarına negatif bir enerji saçarlar.
Davranış Bozukluğu Kimlerde GörülürSon zamanlarda yapılan ar…

Abdullah-I Dehlevi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH-I DEHLEVİ Yeni Rehber AnsiklopedisiHindistan'da yetişen alimlerin ve evliyanın büyüklerinden. İnsanlara hak yolu anlatan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük alim ve velilerin yirmi sekizincisidir. Peygamber efendimizin soyundan olup, seyyiddir. Gulam-ı Ali diye bilinir. Babasının ismi Abdüllatif'tir. 1745 (H. 1158)te Hindistan'ın Pencap eyaletinin Bitale kasabasında doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefat etti.


Babası Abdüllatif Efendi, rüyasında hazret-i Ali'yi görerek onun emri ile adını Ali koydu. Annesi ise Abdülkadir-i Geylani'yi gördüğünden dolayı Abdülkadir koydu. Fakat kendisine rüyasında Peygamber efendimizin Abdullah diye hitab etmesi üzerine Abdullah diye meşhur oldu. Küçük yaşta dini ilimleri öğrenmeye başladı. On üç yaşına geldiğinde, babası onu Delhi'ye götürüp Nasırüddin Kadiri hazretlerinden ilim öğrenmesi için çalıştı.
 Ancak o sırada Nasirüddin Kadiri vefat ettiği için görüşmek mümkün olmadı. Delhi&#…

Abdullah Zühdi Efendi-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH ZÜHDİ EFENDİ Osmanlıların son devrinde yetişen meşhur hattatlardan. İsmi, Abdullah Zühdi’dir. Babası, 1835 (H. 1251) senesinde Şam’dan Kütahya’ya gelen Temim-i Dari sülalesinden Nabluslu Abdülkadir Efendidir.


  Bu sebeple yazılarının altına;" Abdullah Zühdi min Sülaleti Temim-i Dari" yazardı. Şam’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1878 (H. 1296) tarihinde Mısır’da vefat etti. Kurafe Kabristanında İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyh) kabri civarına defnedildi.
 Abdullah Zühdi Efendi, Kütahya’dan İstanbul’a geldikten sonra önce Eyyub Türbedarı Reşid Efendiden, sonra zamanının büyük hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendiden sülüs ve nesih öğrendi. Nuruosmaniye Mektebine ve Mühendishane-i Berr-i Hümayuna yazı muallimi tayin edildi. 
Sultan Abdülmecid Han zamanında Hicaz’da yeniden tamir edilen Harem-i şerifin kitabelerini yazmak için 1858 tarihinde hattatlar arasında açılan müsabakada, kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid Han yazıları gözden geçirirken Abdullah Zü…

Hızır Aleyhisselam-Yeni Rehber Ansiklopedisi

HIZIR ALEYHİSSELÂM  İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. 
İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselâmın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir.


 Bâzıları da Hızır aleyhisselâmın İsrâiloğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. 
Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselâm), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu.  Mûsâ aleyhisselâmla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. 
Hızır aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefât etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar…

Abdullah Cevdet-Yeni Rehber Ansiklopedisi

ABDULLAH CEVDET-İCTİHAT DERGİSİOsmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamış siyaset adamı ve yazar. Jön Türkler hareketlerini başlatanlardan ve İttihad ve Terakki Cemiyetinin kurucularından. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Katibi Ömer Vasfi Efendi olup, 9 Eylül 1869'da Arapkir'de doğdu. 1932'de İstanbul'da öldü.


  İlk tahsilini Arapkir'de ve Hozat'ta yaptıktan sonra Mamüretü'l-Aziz (Elazığ) Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisinden de mezun olduktan sonra Mekteb-i Tıbbiyeye girdi. Biyolojik materyalist fikirlerin tesirinde kaldı. 
Dinin insan üzerindeki fonksiyonlarını inkar eden ve her şeyi madde ile açıklamaya çalışan materyalist görüşlere yer veren bazı eserler yazdı. Talebeyken 1889'da tıbbiyeli arkadaşları ile sonradan İttihad ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan İttihad-ı Osmani adlı gizli cemiyeti kurdu. 
Siyasi faaliyetleri sebebiyle birçok defa tutuklandı. 1894'te Mekteb-i Tıbbiyeden mezun oldu. Haydarpaşa Hastahanesinde va…
Bumerang - Yazarkafe   Bumerang - YazarkafeBumerang - Yazarkafe   Bumerang - Yazarkafe

Nasıl Buldunuz?